TASAVVUFA  DAİR   ...

Tasavvuf Portalı

Digital Ashâb {Buradasınız}

Digital Âsitane

Digital Mürşid

Digital Murabıt

Digital  Sufi

Digital Ziyaret

Digital Sanat

Tasavvuf  Literatürü

 

 

Tasavvuf Portalı Haritası

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

09/09/07

Tasavvuf & Sufiler  âsitanesi tasavvuf.info adresinde yayında...

SaÎd   Bİn   Zeyd

[R.A.]

[ Vefatı:  Miladi: 671 ]

Aşere-i Mübeşşereden, yani hayatta iken Cennetle müjdelenen on sahabeden biridir. Babasının adı Zeyd bin Amr ve annesi de Fatıma binti Bace’dir. Neseben Rasûlullah ile akraba olup, soyları Kâ’b bin Lüey’de birleşmektedir. Künyesi Said bin Zeyd bin Amr şeklindedir. Lakabı Ebu Aver ve Ebu Sevr’dir.

Cahiliyye devrinde bile puta tapmayan, Allah’ın varlığı ve birliğine inanan, kız çocuklarının öldürülmesine şiddetle karşı çıkan bir babanın evladı olarak büyümüştür. Hz. Ömer’in kardeşi olan eşi Fatıma ile birlikte ilk iman edenler arasında yer almıştır. Evinde okunan Kur’an-ı Kerim’i dinleyen Hz. Ömer (r.a.) çok etkilenmiş, Rasûlullahi (s.a.v.) öldürmek üzere yola çıkmışken, iman etmiştir.

Said bin Zeyd, çocukluğunu inançlı ve putlara karşı olan bir aile ortamında yaşadı. Babası Zeyd, nübüvvetten evvel şiddetli bir şekilde putlara karşı çıktı. Mevcut inanca karşı olduğundan bir arayış içine girdi. Suriye taraflarına gitti ve burada Hz. İbrahim’in dinini devam ettiren "Hanif"ler ile tanışarak onlara bağlandı ve bu inanç üzere yaşadı. Mekke’ye geri geldikten sonra kız çocuklarının öldürülmemesi için büyük bir mücadele verdi. Birçok kız çocuğunun hayatının kurtulmasına vesile oldu. Oğlu Said’e, Allah’ın birliğine inanma konusunda sık sık telkinlerde bulundu. Sayıları binleri bulan putlara tapma yerine Allah’ın birliğine inanmanın gerekliliği üzerinde durdu. Rasûlullah'ın risalet ile görevlendirilmesinden kısa bir süre önce vefat etti.

Hz. İbrahim’in dinine inançlı bir babanın evladı olarak büyüyen Said’in İslam'a girmesi çok kolay oldu. Rasûlullah'ın (s.a.v.) daveti üzerine hiç tereddüt etmeden müslüman oldu. Hanımı Fatıma da kendisi ile birlikte iman etti. Böylece ilk inananlar arasında yer aldılar. Hz. Ömer’in (r.a.)eniştesi ve kız kardeşi olan bu iki insan Hz. Ömer’den önce iman ettiler.

Rasûlullah'ın (s.a.v.) vücudunu ortadan kaldırmaya karar verenler arasında Hz. Ömer de yer almaktaydı. Alınan kararı uygulamak için yola çıktı. Bu arada kız kardeşi ve eniştesinin de müslüman olduğunu öğrendi. Önce onları cezalandırmaya karar vererek evlerine gitti. Evin yanına vardığında daha önce hiç duymadığı bir sesle irkildi. Çünkü, o sırada içerde Kur’an-ı Kerim okunuyordu. Kapıyı çaldı ve kulağına gelen sesin mahiyetini sordu. Telaşlanan Hz. Said, anlatmak istemediyse de Ömer durumu anladı ve eniştesini dövmeye başladı. Kocasının yardımına gelen kardeşini dövmekten çekinmedi. Hz. Fatıma; “Ömer, Ömer! Elinden geleni yap. Ben ve kocam artık Müslüman’ız. Allah’a ve Onun Resulüne iman ettik. Dinimizden de dönecek değiliz!” diyerek yüzüne haykırdı. Biraz sakinleşen Ömer, okudukları ayetleri istedi. Okur-yazar olduğu için kendisine verilen Tâ-Hâ suresinin ilk ayetlerini okudu. Okuduğu ayetlerin anlam, belagat ve emsalsizliğine hayran kaldı. Kalbi yumuşamış bir halde buradan ayrılarak Rasûlullah'ın bulunduğu yere doğru hareket etti ve iman edip kelime-i şehadet getirerek müslüman oldu.

Hz. Said bin Zeyd de diğer müslümanlar gibi müşriklerin zulmünden nasibini aldı. Hicrete müsaade edilmesi ve Rasûlullah'ın izniyle önce Habeşistan’a hicret etti. Daha sonra da Medine’ye giderek Rasûlullah'ın yanına vardı. Bedir Savaşı hariç Rasûlullah ile birlikte tüm savaşlara katıldı. Bedir Savaşı’ndan evvel Ebu Süfyan hakkında, Talha bin Ubeydullah ile birlikte bilgi toplamakla görevlendirildiği için savaşta bulunamadı.

Rasûlullah'ın yakınında bulunmaya büyük gayret sarf etmesi sahabelerin dikkatini çekti. Said bin Cübeyr (ra); “Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr, Sa’d, Abdurrahman bin Avf ve Said bin Zeyd (r.a.) cihad sırasında Rasûlullah’ın önünde çarpışıyor, namazda ise arkasında yer alıyorlardı” demek suretiyle müşahedelerini aktardı.

Hz. Said’i çok seven Rasûlullah kendisine iltifatlarda bulundu. Hayatta iken cennetle müjdelenen ve Aşere-i Mübeşşereden olanları saymaya başlayan Rasûlullah; Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Zübeyr, Talha, Abdurrahman bin Avf, Ubeyde bin Cerrah, Sa’d bin Ebi Vakkas isimlerini sıraladıktan sonra durdu. Onuncusu kim diye sorulunca da, “Said bin Zeyd Cennettedir” buyurarak müjdesini verdi.

Kırk sekiz hadis rivayet eden Said bin Zeyd’in, naklettiği hadislerden bir tanesi  olarak “Rasûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm, Ebu Bekr-isSıddık, Ömerü'l-Faruk ve Osman-ı Zinnureyn ile Uhud Dağının başına çıktılar. Uhud Dağı, onların heybetinden -veya sevincinden- titredi, kımıldandı. Rasûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti ki: Dur ey Uhud! Şüphesiz üzerinde bir peygamber, bir sıddik ve iki de şehid var.” hadisi gelecekte olacaklara işaret edişi ile dikkat çekicidir.

Hz. Muhammed’in vefatından sonra da büyük hizmetler gören Hz. Said bin Zeyd, ashabın önemli şahsiyetlerindendir. Halife seçimlerinde ihtilafları önlemek ve doğabilecek sorunları ortadan kaldırmak için büyük bir gayret sarfetti. İslam ile tanışmasına vesile olduğu Hz. Ömer’in halifeliğini gördüğü gibi şehid edilmesine de tanık oldu ve gözyaşlarına hakim olamadı. Sebebi sorulduğunda; İslam için ağladığını, Ömer’in şehid edilmesiyle İslam’da bir gedik açıldığını ve bunun kıyamete kadar kapanmayacağını belirterek, Hz. Ömer’in (r.a.) eşsizliğini dile getirdi.

Hz. Osman’ın halifeliğini de gördü ve kendisine biat etti. Daha sonra Müslümanlar arasında yayılan fitneden büyük rahatsızlık duydu. Özellikle Sahabeler aleyhinde ileri geri konuşulmasından ve yapılan bazı saygısızlıktan dolayı çok üzüldü. Bu tür hadiselere müdahale ederek ikazlarda bulundu.

Halifeler döneminde önemli hizmetlerde bulunan Hz. Said bin Zeyd, Ecnadeyn Savaşında süvari birliğinin kumandanlığını yaptı. Fihl Savaşında da piyade birliğini yönetti. Şam’ın kuşatılması ve  fethedilmesinde de bulundu. Bunların dışında Yermük muharebesine katıldı.

Hayatı  boyunca İslam’a hizmet ederek  sade bir hayat yaşayarak idari mevkilerde görev almamaya çalışan Hz. Said bin Zeyd, "duası kabul edilen kişilerden birisi" olarak tanındığından insanlar kendisini kırmamak için  dikkatli davranmıştır.

Hicretin 51. yılında Medine yakınlarında bulunan Akik’te yetmiş yaşını geçmiş birisi olarak vefat etti.

Cenazesi Sa’d bin Ebi Vakkas tarafından yıkanıp kefenlenirken, cenaze namazını da Abdullah bin Ömer kıldırdı.

WEBSİTE İÇERİĞİ

 
bullet Tasavvuf Âsitanesi
bulletTasavvuf Önderleri ve Meşayih
bulletDigital Ziyaretgah

 

 EDİTÖR NOTLARI

"Her dem yeniden doğarız..." diyen ustamız Yunus'un sözlerine uygun olarak yeniden ve yepyeni bir tarz ile huzurunuzdayız.

İlk editörial notumuzda "İslam'ı yaşama sanatı" olarak tanımladığımız tasavvuf konulu bu websitesinin hayrlara vesile olacağına inancı ile yeniden "merhaba".

Devamı için tıklayınız....

Linkler

Yazışma Grubu & Forum

Görüş ve Öneriler

Tasavvuf & Sufiler ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi bize iletiniz:

tasavvufvesufiler@yahoo.com

 

Tasavvuf & Sufiler web grubunun interaktif alanları
bullet tasavvufvesufiler@yahoogroups.com
bulletTasavvuf & Sufiler Forumu

Ana SayfaEditördenSunum  | YeniliklerÖneriler | Site HaritasıLinkler

 

Başsayfaya Dönüş

 

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 09/09/07