|
RÜYALARIN ANLAM
VE
ÖNEMİ
Rasulullah Muhammed
Mustafa (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular :
"Benden sonra,
nübüvvetten sadece
mübeşşirat
(müjdeciler) kalacaktır!"
Yanındakiler sordu:
"-
Mübeşşirat nedir?"
" Salih
kişilere
gösterilen
rüyalardır"
diye cevap verdi.
KUR'AN- il HAKİM
' DEN RÜYALAR
Rasulullah Efendimiz-s.a.v.-'in Rüyası
Rasulullah Efendimiz -s.a.v.- , ashabıyla Kabe'yi tavaf etmek üzere
Hudeybiye'ye çıkmadan önce Mekke'nin fethiyle ilgili bulduğu bir rüya
görmüştü. Allah'ın Elçisi, rüyada ashabıyla birlikte
Mekke'ye girdiklerini bazılarının saçlarını tamamen traş ettiklerini,
bazılarının ise kısalttığını görmüştü. Sure-i Feth'in 27.
ayeti bu rüyayı şöyle anlatıyor.
Fetih:27. Andolsun ki Allah, elçisinin
rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş
etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz.
Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih
verdi.
Fetih:28. Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve
hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter.
Fetih:29. Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da
kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûya
varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler.
Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki
vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp
çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine
dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah
böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah
onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat
vâdetmiştir.
Bu
ayet Rasulullah s.a.v.'in Mekke'nin fethedildiğini görmüş olduğu rüyanın
vuku bulmasının zamanı gelmediğinden dolayı, rüyanın yalan olduğu
konusunda ileri geri konuşan münafıklar konuşmaları üzerine Rasulullah
Efendimiz-s.a.v.-'i teyid etmek için nazil olmuştur. Ayette geçen yakın
fetih Hayber fethi olarak yorumlanmıştır.
Hz. İbrahim(as)'in Rüyası
Hz.İbrahim
bir gün, Allah'tan bir oğul istemiş, eğer kendisine bir erkek çocuk
verirse onu kurban edeceğini de nezretmişti. Allah, bu isteğini takip
ederek kısa süre sonra O'na Hz. İsmail'i vermişti. Aradan bir hayli
zaman geçtikten sonra, Allah İbrahim-a.s.-'e nezrini hatırlatmak üzere
rüyada oğlunu keserek kurban ettiğini gösterir. Hz. İbrahim hemen
rüyasında gördüğü gibi oğlu İsmail'i kurban etme yoluna yöneldi. Kur'an-ı
Kerim'de bu husus şöyle ifade edilir:
Saffat:100. O : "Rabbim! Bana sâlihlerden
olacak bir evlat ver", dedi.
Saffat:101. İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik.
Saffat:102. Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum!
Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da
cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden
bulursun, dedi.
Saffat:103. Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca:
Saffat:104.Biz ona: " Ey İbrahim!" diye seslendik.
Saffat:105. Rüyayı gerçekleştirdin.Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
Saffat:106. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır.
Hz. Yusuf(as)'un rüyası
Hz.
Yusuf'un babası Hz. Yakub'un 12 oğlu vardı. Bunlardan Yusuf ve
Bünyamin'in anneleri olan Rahil vefat edince öksüz kalmışlardı. Bundan
dolayı Hz. Yakub, Yusuf ve Bünyamin'i diğer oğullarından çok severdi.
Hz. Yusuf oniki yaşında iken babasının kucağında uyurken bir rüya görür
ve babasına nakleder. Bu rüyayı Kuran-ı kerim bize şöyle nakletmektedir:
Yusuf:4. Bir zamanlar Yusuf, babasına (Ya'kub'a)
demişti ki: Babacığım! Ben (rüyamda) on bir yıldızla güneşi ve ayı
gördüm; onları bana secde ederlerken gördüm.
Yusuf:5.
(Babası:) Yavrucuğum! dedi, rüyanı sakın kardeşlerine anlatma; sonra
sana bir tuzak kurarlar! Çünkü şeytan insana apaçık bir düşmandır.
Yusuf:6. İşte böylece Rabbin seni seçecek, sana (rüyada görülen)
olayların yorumunu öğretecek ve daha önce iki atan İbrahim ve İshak'a
nimetini tamamladığı gibi sana ve Ya'kub soyuna da nimetini
tamamlayacaktır. Çünkü Rabbin çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
Yusuf:7. Andolsun ki Yusuf ve kardeşlerinde, (almak) isteyenler için
ibretler vardır.
Hz Yakub'un o ğlundan
rüyasını kardeşlerine anlatmamasını istemesinin sebebi kardeşlerinin ona
kötülük ve zulum edeceginden korkmasıdır. Hz Yakub , şeytanın boş
durmayarak onların kıskançlıklarını tahrik edeceğini ve Hz. Yusuf'a
büyük bir kötülük yapabileceklerini tahmin etmişti. Hakikaten
kardeşlerinin de kıskançlık yapabilecek hasletler Yusuf(as)'da belirmeye
başlamıştı. Allah kendisine hem peygamberlik hem de rüya tabir ilmini
lütfetmişti. Yine aynı surenin 6. Ayetinde buna işaret olarak,
Yusuf:6.
İşte böylece Rabbin seni seçecek, sana (rüyada görülen) olayların
yorumunu öğretecek ve daha önce iki atan İbrahim ve İshak'a nimetini
tamamladığı gibi sana ve Ya'kub soyuna da nimetini tamamlayacaktır.
Çünkü Rabbin çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
Hz. Yusuf kardeşlerinin kendisine karşı yapılan kötülükten Allah'ın
izniyle kurtulmuş, fakat köle olarak
Mısır'a
götürülmüştür. Bu durumu da yine Kur'an-ı Kerim bize hikaye etmektedir.
Yusuf:20. (Kafile Mısır'a vardığında) onu değersiz bir pahaya, sayılı
birkaç dirheme sattılar. Onlar zaten ona değer vermemişlerdi.
Yusuf:21. Mısır'da onu satın alan adam, karısına dedi ki: "Ona değer ver
ve güzel bak! Umulur ki bize faydası olur. Veya onu evlât ediniriz."
İşte böylece (Mısır da adaletle hükmetmesi) ve kendisine (rüyadaki)
olayların yorumunu öğretmemiz için Yusufu o yere yerleştirdik. Allah,
emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların çoğu (bunu)
bilmezler.
Yusuf:22.
(Yusuf) erginlik çağına erişince, ona (isabetle) hükmetme (yeteneği) ve
ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böyle mükâfatlandırırız.
Yusuf(as) ona verilen nimetlerin farkındadır ve bu nimetlerin
şükrünü eda etmek için elinden geldiğince çalışmaktadır. Allaha
şükretmekte ve bu nimetlerin devamını ahirette de istemektedir.Bu
Kuran-ı Kerim'de;
Yusuf:100. Ana ve
babasını tahtının üstüne çıkartıp oturttu ve hepsi onun için (ona
kavuştukları için) secdeye kapandılar. (Yusuf) dedi ki: "Ey babacığım!
İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabbim onu
gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana (çok şey) lütfetti. Çünkü beni
zindandan çıkardı
ve şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden
getirdi. Şüphesiz ki Rabbim dilediğine lütfedicidir. Kuşkusuz O çok iyi
bilendir, hikmet sahibidir."
Yusuf:101. "Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyada
görülen) olayların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen
dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni müslüman olarak öldür ve
beni sâlihler arasına kat!" `
Yusuf:102. İşte bu (Yusuf kıssası) gayb haberlerindendir. Onu sana
vahyediyoruz. Onlar hile yaparak işlerine karar verdikleri zaman sen
onların yanında değildin (ki bunları bilesin).
Yusuf:103. Sen ne kadar üstüne düşsen de insanların çoğu iman edecek
değillerdir.
şeklinde ifade edilir.
Uzun bir ayrılık can
yakıcı hasret ve büyük imtihanlardan sonra, Hz Yakub çocukları ve ailesi
ile birlikte Yusuf'un melik olduğu Mısır'a geldiler ve kardeşleri ona
secde ettiler.Böylece Yusuf'un yıllar önce gördüğü rüyanın tabiri
çıkmıştı. Nitekim bu durum Kuran-ı Kerim'de;
Yusuf:100. Ana ve
babasını tahtının üstüne çıkartıp oturttu ve hepsi onun için (ona
kavuştukları için) secdeye kapandılar. (Yusuf) dedi ki: "Ey babacığım!
İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabbim onu
gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana (çok şey) lütfetti. Çünkü beni
zindandan çıkardı
ve şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden
getirdi. Şüphesiz ki Rabbim dilediğine lütfedicidir. Kuşkusuz O çok iyi
bilendir, hikmet sahibidir."
Kur'an-ı Kerim'de
Yusuf'un zindana atılması olayına da değinmektedir. Zindan arkadaşı iki
genç rüya görürler ve rüyalarını emin, doğru ve ahlaklı bildikleri Hz.
Yusuf'a tabir ettirmek isterler. Kuran'da;
Yusuf:36. Onunla birlikte zindana iki delikanlı daha girdi.
Onlardan biri dedi ki: Ben (rüyada) şarap sıktığımı gördüm. Diğeri de:
Ben de başımın üstünde kuşların yemekte olduğu bir ekmek taşıdığımı
gördüm. Bunun yorumunu bize haber ver. Çünkü biz seni güzel
davrananlardan görüyoruz, dedi.
Yusuf:37. (Yusuf) dedi ki: Size
yedirilecek yemek gelmeden önce onun
yorumunu mutlaka size haber vereceğim. Bu, Rabbimin bana
öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben Allah'a inanmayan bir kavmin dininden
uzaklaştım. Onlar ahireti inkâr edenlerin kendileridir.
Hz. Yusuf(as) bu rüyayı şöyle tabir eder:
Yusuf:41. Ey
zindan arkadaşlarım ! (Rüyalarınıza gelince), biriniz (daha önce olduğu
gibi) efendisine şarap içirecek; diğeri ise asılacak ve kuşlar onun
başından (beynini) yiyecekler. Yorumunu sorduğunuz iş (bu şekilde)
kesinleşmiştir.
Yusufun yorumladığı rüyalar yerli yerinde çıkmış ve delikanlılardan
birisi asılmış diğeri de saraya giderek içki sofralarına sakilik yapmaya
başlamıştır.
Bir gün Mısır kralı bir rüya görür ve etrafındaki alimleri etrafında
toplayarak rüyasını onlara anlatır ve tabirini ister. Fakat meclise
iştirak eden alimlerden hiçbiri bu rüyayı tabir edemediği gibi
"bu karmaşık hayallerin yorumunu bilemeyiz" diyerek kralı
geçiştirmeye çalışmışlardır. Bu arada kralın yanındaki genç zindandaki
Yusuf'u hatırlar ve krala "Senin rüyanın tabirini öğrenip sana haber
verebilirim, yalnız bana izin vermeniz lazım" diyerek Hz. Yusuf'a gitmiş
ve rüyayı ona anlatarak tabirini istemiştir. Bu durum Kuranda:
Yusuf:43. Kral dedi ki: Ben (rüyada)
yedi
arık ineğin yediği yedi semiz inek gördüm. Ayrıca, yedi yeşil başak ve
diğerlerini de kuru gördüm. Ey ileri gelenler! Eğer rüya
yorumluyorsanız, benim rüyamı da bana yorumlayınız.
Yusuf:44. (Yorumcular) dediler ki: Bunlar karmakarışık düşlerdir. Biz
böyle düşlerin yorumunu bilenlerden değiliz.
Hz. Yusuf'sa bu rüyayı şöyle tabir etmişti:
Yusuf:45. (Zindandaki) iki kişiden kurtulmuş olan, uzun bir
zaman sonra (Yusufu) hatırlayarak dedi ki: Ben size onun yorumunu haber
veririm, beni hemen (zindana) gönderin.
Yusuf:46. (Yusufun yanına gelerek dedi ki:) Ey Yusuf, ey doğru sözlü
kişi! (Rüyada görülen) yedi arık ineğin yediği yedi semiz inek ile yedi
yeşil başak ve diğerleri de kuru olan (başaklar) hakkında bize yorum
yap. Ümit ederim ki, insanlara (isabetli yorumunla) dönerim de belki
onlar da doğruyu öğrenirler.
Yusuf:47. Yusuf dedi ki: Yedi sene âdetiniz üzere ekin ekersiniz. Sonra
da yiyeceklerinizden az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında (stok
edip) bırakınız.
Yusuf:48. Sonra bunun ardından, saklayacaklarınızdan az bir miktar
(tohumluk) hariç, o yıllar için biriktirdiklerinizi yeyip bitirecek yedi
kıtlık yılı gelecektir.
Yusuf:49. Sonra bunun ardından da bir yıl gelecek ki, o yılda insanlara
(Allah tarafından) yardım olunacak ve o yılda (meyvesuyu ve yağ)
sıkacaklar.
Kralın rüyasını doğru yorumlamasıyla kralın güvenini kazanan Yusuf
a.s. zindandan bilahare çıkartılıp kralın hazine sorumlusu olur ;
aşağıdaki ayetler bu durumu anlatmaktadır.
Yusuf:54. Kral
dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim. Onunla
konuşunca: Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir birisin,
dedi.
Yusuf:55. "Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Çünkü ben (onları) çok
iyi korurum ve bu işi bilirim" dedi.
Yusuf:56. Ve böylece Yusuf'a orada dilediği gibi hareket etmek üzere
ülke içinde yetki verdik. Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi
eriştiririz. Ve güzel davrananların mükâfatını zayi etmeyiz.
Yusuf:57. İman edip de (kötülüklerden) sakınanlar için ahiret mükâfatı
daha hayırlıdır.
*********
RÜYA
ve ÖNEMİNE İLİŞKİN HADİSLER
940 - Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalatu
vesselam) şöyle demişti: "Benden sonra, nübüvvetten sadece mübeşşirat
(müjdeciler) kalacaktır!"Yanındakiler sordu:
"- Mübeşşirat da nedir`?" " Salih rüyadır" diye cevap verdi."
Muvatta'nın rivayetinde şu ziyade var: "Salih rüyayı salih kişi görür
veya ona gösterilir."
Buhari, Tabir, 5; Muvatta, Rüya 3, (2, 957); Ebu Davud,
Edeb 96,(5017).
934 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh)
anlatıyor:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zaman yaklaşınca,
mu'minin rüyası, neredeyse yalan söylemeyecek. Esasen mu'minin rüyası,
nübüvvetin kırk altı cüzünden bir cüzdür." Buhari'nin rivayetinde şu
ziyade var: "Nübüvvetten cüz olan şey yalan olamaz."
Buhari, Ta'bir 26; Muslim, rüya 8, (2263); Tirmizi, rüya 1,
(2271); Ebu Davud, Edeb 96, (5019).
937 - Ebu Rezin el-Ukeyli Lakit İbnu Amir İbni Sabire (radiyallahu anh)
anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Mu'minin
rüyası, nübüvvetin kırkaltı cüzünden bir cüzdür. Bu rüya, anlatılmadığı
müddetce bir kuşun ayağında (takılı vaziyette) durur. Anlatılacak olursa
hemen düşer."
Tirmizi, Ru'ya 6, (2279, 2280); Ebu Davud, Edeb 96, (5020).
938 - Ebu Said (radiyallahu anh) anlatıyor: "Mu'minin rüyası, nübüvvetin
kırk altı cüzünden bir cüzdür."
Buhari, Ta'bir 4, Muvaatta 1, (2, 956).
939 - Tirmizi'de Ebu Said'den şu rivayet kaydedilmiştir: "En sadık rüya
seher vakitlerinde görülen rüyadır."
Tirmizi, Ru'ya 3, (2275).
936 - Buhari'nin bir rivayetinde Resulullah (aleyhissalatu vesselam)
şöyle buyurur: "Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür, çünkü
şeytan benim suretime giremez."
Buhari, Tabir 2, 10; Muslim, Rüya 10; (2266); Muvatta, Rüya
1, (2, 956).
7129 - Ebu Hureyre
radiyallahu anh anlatıyor: "Rasulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular
ki: "Rü'ya üç kısımdır: Biri Allah'tan bir müjdedir. Biri nefsin
konuşmasıdır. Biri de şeytanın korkutmasıdır. Biriniz hoşuna giden bir
rü'ya görecek olursa, dilerse onu anlatsın. Eğer hoşuna gitmeyen bir şey
görürse onu kimseye anlatmasın, kalkıp namaz kılsın."
7130 - Avf İbnu Malik radiyallahu anh anlatıyor: "Rasulullah
aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Rüya üç kısımdır: "Bir kısmı;
ademoğlunu üzmek için şeytandan olan korkulardır; bir kısmı, kişinin
uyanıkken kafasını meşgul ettiği şeylerdendir; bunları uykusunda görür;
bir kısım rüyalar da var ki, onlar peygamberligin kırkaltı cüzünden
birini teşkil eder."
Ravi Muslim İbnu Miskem der ki: "Ben, Avf İbnu Malik radiyallahu anhe:
"Sen, bu hadisi Rasulullah aleyhissalatu vesselam'dan bizzat işittin
mi?" dedim. Avf, (iki sefer tekrarla): "Evet! Ben bunu Rasulullah
aleyhissalatu vesselam'dan işittim. Ben bunu Rasulullah aleyhissalatu
vesselam'dan işittim" dedi."
941 - Semure İbnu Cundeb (radiyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah
(aleyhissalatu vesselam) sık sık: "Sizden bir rüya gören yok mu?" diye
sorardı. Görenler de, O'na Allah'ın diledigi kadar anlatırlardı. Bir
sabah bize yine sordu:
" Sizden bir rüya gören yok mu ?"
Kendisine: "- Bizden kimse bir şey görmedi!" dediler. Bunun üzerine:
" Ama ben gördüm" dedi ve anlattı.(...)
944 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu
vesselam)'in şöyle söylediğini isittim:
"Ben bu gece, rü'yamda, kendimi Ukbe İbnu Rafi'in evinde imişim gördüm.
Orada bana İbnu Tab denen cinsten taze hurma getirildi. Ben bu rüyayı
şöyle te'vil ettim: "Yükselme dünyada bizimdir, ahirette de hayırlı
akıbet bizimdir, dinimiz de tamamlanmıştır."
Muslim, Ru'ya 18, (2270); Ebu Davud, Edeb 96, (5026).
5574 - Urve (radiyallahu anh) , Hz. Aişe (radiyallahu anha)'dan
şunu nakletmiştir: "Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselam bana dedi ki:
"Rüyamda sen bana üç gece gösterildin: Melek seni bana bir ipek parçası
içerisinde getirdi ve "Bu senin zevcendir, aç onu!" dedi. Ben de açtım,
içindeki sendin. Ben: "Bu rüya Allah katından ise, onu
gerçekleştirecektir" dedim."
Buhari, Nikah 9, 35, Ta'bir 20, 21; Muslim, Fezailu's-Sahabe
79; Tirmizi, Menakib (3875).
950 - Hz. Aişe (radiyallahu anha) anlatıyor: "Rüyamda hücreme üç
ayın düştüğünü gördüm. Rüyamı babam Ebu Bekr (radiyallahu anh)'e
anlattım. Sükut etti, cevap vermedi. Rasulullah (aleyhissalatu vesselam)
vefat edip de odama defnedilince babam Ebu Bekr:
"- İşte (rüyanda gördüğün) üç aydan biri ve en hayırlısı!" dedi."
Muvatta, Cenaiz 10, (1, 232).
946 - Abdullah ibn Ömer (radiyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah
(aleyhissalatu vesselam) zamanında kişi, bir rüya görecek olsa onu
Rasulullah -(aleyhissalatu vesselam)- efendimize anlatırdı. O sıralarda
ben genç, bekar bir delikanlıydım, mescidde yatıp kalkıyordum. Bir gün
rüyamda, iki meleğin beni yakalayıp cehennemin kenarına kadar
getirdiklerini gördüm. Cehennem kuyu çemberi gibi çemberlenmişti. Keza
(kova takılan) kuyu diregi gibi iki de direği vardi. Cehennemde bazı
insanlar vardı ki onları tanıdım. Hemen istiazeye başlayıp üç kere:
"Ateşten Allah'a sığınırım" dedim. Derken beni getiren iki meleği üçüncü
bir melek karşılayıp, bana: "Niye korkuyorsun? (korkma)" dedi.
Ben bu rüyayı kızkardeşim Hafsa (radiyallahu anha)'ya anlattım. Hafsa da
Rasulullah (aleyhissalatu vesselam)'a anlatmış. Rasulullah (aleyhissalatu
vesselam):
"- Abdullah ne iyi insan, keşke bir de gece namazı kılsa!" demiş. Salim
der ki: "Abdullah bundan sonra geceleri pek az uyur oldu!"
Buhari, Ta'bir, 35, 36, Salat 58, Teheccut 2, Fedailul-Ashab
19; Muslim, Fedailus-Sahabe 140, (2479).

RÜYA
KONUSUNDA ÖNEMLİ BAZI HUSUSLAR
Rasulullah (aleyhissalatu vesselam) Efendimiz'e Allah'dan vahiy Hıra
mağarasında ilk ayetlerin inzalinden önce altı ay kadar süre ile gördüğü
sadık rüyalar ile başlamıştır. Aişe(radiyallahu anha) şöyle demiştir:
"Rasulullah (aleyhissalatu vesselam) Efendimiz'e vahiy uykusunda
gösterilen rüya-yı sadıka ile başlamıştır. Hiç bir
rüya görmezdi ki sabah
aydınlığı gibi vazıh(açık)ve aşikar
zuhur etmesin. Ondan sonra kalbine yalnızlık
muhabbeti ilka olundu."(Buhari,
Tabirur Rüya)
Rüyanın
"nübüvvetin kırkaltıda biri" olarak tarif edildiği haberlerde
yirmiüçlük yıllık nübüvvet süresine oranla ilk altı aylık salih rüyalar
devrinin kıyası ile ortaya çıkan oran kastedilmiştir. ( 0,5/23 = 1/46)
Rasulullah (aleyhissalatu vesselam) Efendimiz'in tebliğ vazifesi
tamamlanmıştı. Artık ümmeti arasında son zamanlarını yaşadığı bir gün,
sahabe-i kiram (radiyallahu anhum ecmain), namaz kılmak üzere mescid-i
nebevide Hz. Ebu Bekir'in arkasında saf tutarak Rasulullah (aleyhissalatu
vesselam) Efendimiz'i beklemekteydiler. Cemaatin beklediğini
görünce,mescide çıkamayacak kadar hasta olan Rasulullah-s.a.v.- evinin
kapısının perdesini
açtı , bekleyen cemaate hitaben;Muvatta adlı sahih hadis kitabında
rivayet edilen şu hadisi beyan buyurdular:"Ey insanlar benden sonra
nübüvvetten yalnız mübeşşirat kaldı. Mübeşşirat denilen o salih
rüyayı, müslüman kişi görür veya onun için (başkası tarafından)
görülür." Peygamberimizin vefatı ile Allah'dan kullarına inzal olunan
vahiy son buldu. Artık Allah ile kul arasında ilahi bilginin intikali,
haber verilmesi açısından ilişki yalnızca takva sahibi(salih kişiler)
müslümanların gördükleri doğru ve çoğunlukla müslümanlar için
müjdeleyici mahiyetteki rüyalar ile sürdürülmektedir.
Rüyaların ilahi bilgi ile insanlar arasında kıyamete kadar devam edecek
bu öneminden dolayı pek çok İslam alimi rüyaların mahiyeti ve sonuçları
üzerinde kafa yormuş ve hatta çoğunlukla mutasavvıf olan -İmam
Abdulgani Nablusi, İbn Sîrin gibi- bazı alimler rüyalar ve yorumu
hakkında müstakil eserler vücuda getirmişlerdir.İslam alimlerinin genel
kabulüne göre özellikle sadık rüyalar yaşanacak olaylar için işaret
ve müjdeler içeren "müteşabih " denebilecek haberler taşır. Ancak
buradaki sorun bazen açık bazen ise müphem olan bu işaretlerin gerektiği
şekilde anlaşılmasındadır ki işte burada rüyanın tabir edilmesi
ihtiyacı gündeme gelmektedir.Bir rüya eğer herkesin anlayabileceği bir
açıklıkta değilse tabir edecek kişinin de işaretlerin gösterdiği
anlamlara aşina birisi olması şarttır.
Ebul-Leys
Semerkandi'nin “Rüya nasıl tabir edilirse öyle çıkar.” deyimi için
Bostanul-Arifin kitabında izah ettiği şekilde
rüyanın cahilin yaptığı tabirle değişmesi söz konusu değildir. Tıpkı
fıkha dair bir meselede, insanların en cahilinin vereceği hükme göre,
bir sonuç çıkmayacağı gibi rüya meselesinde de olay bunun gibidir.
Rivayetlerde anlatılan değişiklik, ancak Rasulullah (s.a.v)'in tabirine
göre olur. Çünkü O’nun sözü doğrudur. Bu doğruluk Hakk'tan O’na
armağandır. Allah rüyada da olsa O’nun sözünü doğrular.
İmam
Gazali'ye göre; uyku hislerin
hareketsiz hale gelip kalbe uğramamaları demektir. Uyku ile hayaller
temizlenip insan asli fıtratına benzer halde temiz ve saf kalınca Levh-i
mahfuz ile arasında var olan perde kalkar. İki ayna arasındaki perde
kalktığı zaman, bir aynada bulunan görüntüler nasıl diğer aynaya
yansınrsa, Levh-i mahfuzda bulunan bazı bilgiler de fıtratına uygun
safiyete dönmüş olan kalblere yansır. Uyku diğer duyguları engellememesine
rağmen, hayallerin hareket halinde seyretmesine engel olamaz. Hayal
kuvveti ile insan kalbi Levh-i mahfuz'dan kendisine yansıyan bilgiyi
derhal alır ve bu bilgiyi bir misal ile hikaye etmeye başlar. Bu gaybi
bilgiler, hayaller halinde daha iyi muhafaza edilir ve muhayyilede
koruma altına alınır. Genel olarak insanlar uyanınca
yalnızca hayallerinde koruma altına aldıkları şeyleri aklına
getirebilir. Rüya tabir eden kimsenin rüyayı görenin gördükleri ile bu
hayallerin anlamı arasında bir ilgi kurması icabeder. Rüyaları tabir
eden ilme vakıf insan olan için bu hayallerin gerçek alemdeki misalleri
gayet açıktır.
Rasulullah-s.a.v.-in "Rü'ya üç kısımdır: Biri Allah'tan bir müjdedir.
Biri nefsin konuşmasıdır. Biri de şeytanın korkutmasıdır." sözleriyle
üç kısma ayırdığı rüyalardan ilahi müjde, rahmani haber olarak
nitelendirdiği türde olanı günümüzde nadir sayılabilecek
durumdadır.Genelde görülen rüyalar , nefsani, şehvani, hissi
duygulanmaların yer ettiği kalblere yansıyan karışık haller , açıkça
şeytani mahiyet arz eden manzaralardır. Buraya kadar yazılan kısımda
üzerinde yorum yapılan rüya deyimi ile rahmani haberler,
renkler,esintiler içeren salih rüyalar kastedilmiştir. Tabir edilmeğe
değer nitelikde olan rüyalar da bu tür rüyalardır.
* * *
|