TASAVVUFA  DAİR   ...

Tasavvuf Portalı

Digital Ashâb {Buradasınız}

Digital Âsitane

Digital Mürşid

Digital Murabıt

Digital  Sufi

Digital Ziyaret

Digital Sanat

Tasavvuf  Literatürü

 

 

Tasavvuf Portalı Haritası

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

29/02/08

Tasavvuf & Sufiler  âsitanesi tasavvuf.info adresinde yayında...

Tasavvuf : " evrenin  'eskimeyen'  geleneği "...

R A B I T A

“Ey iman edenler, Allah'a (itaatsizlikten) sakının ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe : 119)

“Ey iman edenler, Allah'a (itaatsizlikten) sakının ve O'na vesileler arayın.” (Maide : 35)

 

"Rabıta müridin;  mürşidi olan şeyhini severek yâd etmesi ve suretini zihninde canlandırmasıdır".

Arabça'da, birleştirmek, iliştirmek, ve bağlamak anlamındaki “rabt” kökünde türetilmiş olan "rabıta"nın kelime anlamı "bağlayan", "rabteden" demektir.

Tasavvufi olarak, rabıta, müridin zihnî planda, tefekkür ve muhayyile gücünü kullanarak mürşidiyle "beraberlik" halinde olmasını ifade eder. Müridin kendisini mürşidi ile yüz yüze gelmiş varsayarak  feyz aldığını ve metafizik olarak güçlendiğini veya nurlandığını tefekkür ederek zihninde canlandırmasıdır.

Rabıta  insanın kalbini Resulullah (sav)’in varisi niteliğini taşıyan bir tasavvuf ulusuna bağlamasıdır. Mürid, rabıta aracılığıyla şeyhinin her zaman kendisiyle beraber olduğunu düşünür.

Bu konudaki en değerli eserlerden birisini "Rabıta-ı Şerife" adı ile kaleme almış olan Seyyid Abdülhakim Arvasî Nakşbendi (K.s.)'un tarifine göre : Rabıta, ilahi - zati sıfatlarla tahakkuk etmiş ve müşahedede makamına varmış bir kamil ve mükemmel mürşide kalp bağlayıp huzur ve gıyabında o Zat'ın suretini hayal hazinesinde muhafaza etmekten ibarettir. “Pirin kıyafet ve heyetine aynen bürünmek, kendini mürşid şekline görmek ve hayal etmek. Bu vaziyette meydanda olan sanki pirdir, kendisi değil. Bu kısım rabıta ibadetlere mahsustur. Mesela, Kuran dinlerken gözlerini yumar ve kendini pirin vücut ve kıyafetinde görür. O an sanki pirdir, kendisi değil. Keza Kuran okurken, vaaz ve ders dinlerken, namaz kılarken, kendisini mürşidin kıyafet ve heyetinde hayal eder. Namazda kıyam ve kıraat fiillerini yerine getiren sanki pirdir, kendisi değil..."

Rabıta yapma; mürşidinin emir ve tavsiyelerini titizlikle yerine getirmesine, zikir dersi  ve sünnete kaynaklı ek görevleri (nafile namaz ve oruç gibi) ihmal etmemesine vesile olur. Rabıta, aynı zamanda tasavvuf yolunda yürümenin asli maksadı olan "Allah'ı görürcesine ibadet edebilme" makamı olan  “ihsan derecesi"nde kulluk bilincine ulaşmayı da kolaylaştırır.

Ruhî terbiye için, bu mânâ beraberliğine ihtiyaç olduğu kaydedilir. Nakşibendîlikte rabıta önem arzetmekle birlikte, asıl değildir. Diğer tasavvuf okullarında da, ismen olmasa bile, mânâ olarak rabıta vardır.

Râbıta'ya, sevgi anlamı da yüklenmiştir. Meselâ, sevgi rabıtası için şu tarif verilir: "Müridin şeyhini severek, yâd etmesi ve suretini zihninde canlandırmasıdır".

Kalbî rabıta diye verilen bir tarif de şöyledir: "Müridin, kalben şeyhi ile beraber olmasıdır". Bu mânâ birliğinin, müridi şeyhinde fânî olmaya yani, onun hâli ile hallenmeye götürdüğü söylenir. Rabıta için sufiler "Sâdıklarla beraber olunuz" (Tevbe/119) âyetini baz olarak alırlar. Kişinin sevdiğiyle beraber olduğunu bildiren hadis-i şerifler, rabıtadaki muhabbet keyfiyetini açıklayıcı olarak düşünülmektedir.

Rabıta, insanın kalb gözü ile, bağlı olduğu kişiyi görmesi halidir. Mürid mürşidini rabıta sırasında görebilir. Rabıta, kalb gözünün açılması ile farklı düzeylerde farklı tecellilere vasıta olur.

Rabıta yönteminde, mürid ; başlangıçta gündelik zikir dersi sırasında 5 dakika kadar bir süre ile mürşidinin hzurunda olduğunu düşünmeye başlar. Mürid sakin bir ortamda seccadesi üzerine oturur; gözlerini mutlaka kapatır ve mürşidinin huzurunda olduğunu düşünerek, mürşidini hayalinde canlandırmaya çalışır. Allah'a göre, bir insanın mürşidiyle aynı şehirde yan yana olmasıyla, arada sonsuz mesafeler olması neticeyi değiştirmez. Rabıta sırasında ortamın sessiz ve karanlık olmasa da loş ışıklı olması konsantrasyonu arttıracağından tercih edilmelidir. Rabıta esnasında ağzın kapalı tutularak nefesin burun vasıtası ile alınıp verilmesi önerilir. Mürid; mürşidini yanında veya karşısında var sayarak mürşidin alnındaki nefs-i natıka latifesinin yeri olan, iki kaş arasına bakıyormuş gibi simasını hayali olarak düşünüp varlığını kalbinde hissetmelidir.

Bu şekilde rabıta kurulduktan sonra mürid ilahi feyzin kaynağı olan Allah'tan mürşidine lütfettiği  himmet, bereket ve yardımdan  kendisine de nasib etmesini niyaz eder.

Tasavvufi irşadın unsuru olan rabıtanın yaşayan mürşide yapılması tavsiye edilir. İstisnai olarak intisab edilen silsile zincirindeki bir mürşid-i kamilden ve hatta manevi zincirin ilk halkası olan Rasulullah Muhammed Mustafa (S.a.v.)'e de rabıta yapılabileceği kaydedilmiştir. Rasulullah'a doğrudan rabıtayı tasavvufi terbiyenin bir unsuru olarak öneren bilinen ilk isim İmam-ı Rabbani'nin  halifelerinden Adem Bennûri (K.s.) olarak kaydedilmiştir. Tasavvuf literatürünün temel eserlerinden olan M. Şemseddin Nuri el-Nakşbendi (K.s.)'un  Miftahu'l-Kulûb kitabında  yaşayan bir mürşide intisaba fiziki olarak imkan bulamayan müridler için verieln zikir dersi yanında doğrudan doğruya Nakşbendi tarikatının Pir'i olan Şah-ı Nakşbend Muhammed Bahaudddin Buhari el-Uveysi (K.s.)'a rabıta da tarif edilmiştir.

Müridin manevi sıkıntılarının izalesi için rabıta ile mürşidinin ruhaniyetinden Allah'ın izni ile yardım dilemesi (ruhaniyetten istimdad) de söz konusu olabilir. Ruhani yardımı talep edilen  mürşidin uzak-yakın; genç-yaşlı, diri-ölü oluşu  arasında hiçbir fark olmadığı yüzyılların tecrübesi ile nakledilmiştir.

Rabıta tasavvufi uygulamada "hatm-i hacegân" gibi zikir meclislerinde toplu olarak yapılabildiği gibi her bir mürid tarafından tek başına da yapılabilir. Genellikle sabah, ikindi ve yatsı namazları sonrasında mutlaka abdestli olarak uygulanırsa da  zorunluluk halinde günün herhangi bir anında da yapılabilir.

Rabıta, her şeyden önce, psikolojik muhtevasıyla insanî bir olaydır. Kundaktaki çocuğuna duyduğu aşırı sevginin, o çocuğun annesinin süt ve gıda ihtiyacını hafif bir göğüs sızısı ile hissettirmesi ve bu gibi örnekler çoğaltılarak, rabıtanın insanî, fıtrî ve tabiî bir olay olduğu hususu kolayca anlaşılabilir. Bir insanın öğretmenine, annesine, babasına, kardeşine, eşine, dinine, Kur'ân-ı Kerim'e ve âlemlerin Rabbi olan Allah'a duyduğu sevgi, bir tür rabıtadır. Bu, insanın etrafını kuşatan âfâk (obje) ile derunî temasını ve yakınlaşmasını sağlayan önemli bir araçtır. Bu sevgi olmasa, varlığın devamı mümkün olmazdı.

Müridin şeyhine olan rabıtası, (özellikle Nakşbendi sülukunda) murakabe'ye kadardır. Ondan sonra, müridin sadece Allah'a rabıta yapması gerekir, o durumuyla yine şeyhine rabıtaya devam eden kişi, manevî açıdan gerilemeye duçar olur. Zira şeyhe rabıta yapma, nihai rabıta olan Allah'a rabıtanın bir ön hazırlayıcısı hüviyetindedir, ilki, yüzme eğitimini alan; ikincisi de, eğitimini tamamlamış, denizde bilfiil yüzen kişinin durumu ile mukayese edilir. Bu örnekte görüldüğü üzere, ikinci durum, birinciden daha ileridir, daha olgundur.

Rabıta, tasavvufi planda, hiç bir mutasavvıf tarafından, insanın insanı tanrı edinmesi şeklinde açıklanmamış, ancak müridin şeyhine olan aşırı sevgisi, tasavvuf psikolojisi tatmamış kişiler tarafından, farklı biçimde yorumlanmıştır. Bazı tasavvuf karşıtları tarafından rabıtanın şirk olduğu iddia edilmekte ise de  “Allah’a has sıfatlardan birini, Allah dışında herhangi bir şeye vermek” anlamındaki şirk ile "salih bir kul ile hayali bir beraberlik hali"ni tefekkür etmenin hiçbir ilgisi olamaz. Çünkü rabıta yapan mürid, Allah’a has herhangi bir sıfatı asla mürşidine yöneltmemektedir.
 

KAYNAK: Seyyid Abdülhakim Arvasî ; Rabıta-ı Şerife ; b.d. yayınları.

 

WEBSİTE İÇERİĞİ

 
bullet Tasavvuf Âsitanesi
bulletTasavvuf Önderleri ve Meşayih
bulletDigital Ziyaretgah

 

 EDİTÖR NOTLARI

"Her dem yeniden doğarız..." diyen ustamız Yunus'un sözlerine uygun olarak yeniden ve yepyeni bir tarz ile huzurunuzdayız.

İlk editörial notumuzda "İslam'ı yaşama sanatı" olarak tanımladığımız tasavvuf konulu bu websitesinin hayrlara vesile olacağına inancı ile yeniden "merhaba".

Devamı için tıklayınız....

Linkler

Yazışma Grubu & Forum

Görüş ve Öneriler

Tasavvuf & Sufiler ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi bize iletiniz:

tasavvufvesufiler@yahoo.com

 

Tasavvuf & Sufiler web grubunun interaktif alanları
bullet tasavvufvesufiler@yahoogroups.com
bulletTasavvuf & Sufiler Forumu

Ana SayfaEditördenSunum  | YeniliklerÖneriler | Site HaritasıLinkler

 

Başsayfaya Dönüş

 

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 29/02/08