Muaz bİn Cebel
[R.A.]
[ Vefatı:
Miladi: 638
]
Muaz ibn Cebel’in doğum
tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, muhtelif kaynaklarda 601 ila
605 yılları arasındaki tarihler gösterilmektedir. Medine’de dünyaya
gelmiş olup Medine’den Hazrec Kabilesine mensuptur. Künyesi Ebu Abdullah
Muaz bin Cebel bin Amr el-Ensarî el-Hazrecî şeklindedir. Henüz küçük
yaşlarda iken babası vefat etmiştir. Annesi Sehl bin Cüheyne, Medine
bölgesinde yaşayan kabilelerden biri olan Benî Selimeoğulları kabile
reisinin oğlu ile evlenmiştir.
Ashâbın ileri
gelenlerinden olan Muaz ibn Cebel, Rasûlullahin (s.a.v.) dua ve
iltifatlarına mazhar olmuştur. Rasûlullah kendisi için, “Ümmetimin
alimlerindendir ve çok yüksektir. İnsanlar arasında, Allah’ın helal ve
haram kıldığı şeyleri en iyi bilen…” olarak vasıflandırılmıştır.
Kendisinden 157 hadis rivayet etmiştir. Pekçok insana Kur’an-ı
Kerim’i ve dini bilgileri öğretmiştir.
Yemen’e elçi olarak
gönderilmiş ve burada önemli hizmetlerde bulunmuştur. Hz. Ebu Bekir
(r.a.) zamanında danışmanlık yapmıştır.
Muaz, Müslüman olduğunda on
sekiz yaşında bulunuyordu. İkinci Akabe Biatı’na katılan yetmiş Medineli
arasında yer aldı. Medineliler, bu sırada kendi can ve mallarını
korudukları gibi, Rasûlullah ve müslümanlara yardım ederek hizmet
edeceklerine söz verdiler. Muaz bazı arkadaşlarıyla birlikte, müslüman
olmayan Beni Selime kabilesine mensup kişilere ait putları kırmakta veya
gülünç duruma sokmaktaydı. Böylece, onların gücünün hiçbir şeye
yetmeyeceğini ve acizliklerini göstermek istedi. Hicret’ten sonra diğer
Müslümanlar gibi tüm mal ve mülklerini Mekke’de bırakan Abdullah bin
Mesud ile arasında kardeşlik bağı kuruldu.
Bedir başta olmak üzere bir
çok savaş ve sefere katıldı. Uhud ve Hendek savaşlarına katıldı. Beni
Kureyza Savaşı’na katılırken, Hayber’in fethinde de bulundu. Mekke’nin
fethinde bulunma bahtiyarlığına erişti. Ancak, Huneyn Savaşı’na
katılamadı. Çünkü, Rasûlullah tarafından Mekke’de emir olarak
bırakılmıştı. Bu görevinin yanında insanlara Kur’an-ı Kerim’i öğretmesi
ve dini konularda insanları bilgilendirmesi vazifesi de verildi.
Katıldığı savaş ve seferlerde kabilesinin bayraktarlığı ve
temsilciliğini yaptı.
631 yılında
Rasûlullah tarafından , Müslümanların
yaşadığı yerlere vali ve zekatı toplamakla ilgili memurlar
görevlendirildiğinde, Muaz ibn Cebel de Ebu Musa el-Eş’ari ile
birlikte Yemen’e elçi olarak gönderildi. Bu görevi ile birlikte aynı
zamanda kadı ve zekat memuru olarak da gönderilmekteydi. Bununla
birlikte heyet başkanlığına da getirildi. Rasûlullah, Himyer
meliklerinden ve İslamiyet’i ilk kabul edecek olan Haris bin Abdükülâl’e
iletilmek üzere bir de mektup verdi.
Muaz, Rasûlullah
tarafından uğurlandığı sırada; “Ya Muaz! Sen belki bu seneden sonra beni
bir daha göremezsin. Döndüğünde belki de benim mescidime ve kabrime
ziyarete gelirsin” hitabı karşısında gözyaşlarını tutamadı. Rasûlullah;
“Ağlama ya Muaz!.. Bana yakın ve bağlı olanlar nerede olursa olsunlar,
Allah’a hakkıyla kulluk edenlerdir” buyurarak teskin etti.
Bu arada, Yemen’de kadılık
yapacağı sırada karşılaşacağı muhtemel sorunlara karşı nasıl davranması
gerektiği konusunda, Rasûlullah ile ilgi çekici bir görüşme
gerçekleşti. Rasûlullah'ın, “Sana bir dava getirildiğinde insanlar
arasında hüküm verirken ne ile hüküm vereceksin?” buyurması üzerine;
hüküm vermeden evvel Kur’an-ı Kerim’e bakacağını, bulamazsa Resül-i
Ekrem’in sünnetinde arayacağını, orada da bulamazsa kendi kanaatine göre
hüküm vereceğini söyledi. Bu cevabı Rasûlullah'ı memnun etti ve Cenab-ı
Hakk’ın onu her taraftan gelecek musibetlere karşı muhafaza etmesi,
insanlarla cinlerin şerrinden koruması, insanların hidayetine vesile
olması duasında bulundu. Rasûlullah, Muaz ile birlikte gidecek
olan heyettekilere; halka kolaylık göstermeleri, zorluk çıkarmamaları,
nefret ettirmemeleri bilakis müjdeleyici olmalarını tembihledi.
Muaz (r.a.), Yemen’de uzun
süre kalarak büyük hizmetlerde bulundu. Buradaki vazifesini tamamlayıp
döndüğünde Rahman'ın rahmetine yürüyen Rasûlullah'ı göremedi. Medine’de
bulunduğu sürece ilk halife olarak seçilmiş bulunan Hz. Ebu
Bekir (r.a.)'ın istişare heyetinde yer aldı.
Suriye’ye sefer
hazırlıkları yapıldığı esnada, orduya katılmak isteyen Muaz, Hz. Ebu
Bekir’den izin istedi. Ancak, bu isteğe Hz. Ömer (r.a.) karşı çıktı.
Muaz’ın bilgisine büyük önem veren Hz. Ömer, gitmesi halinde kendisine
ihtiyaç duyulacağı gerekçesiyle sefere katılmasını istemiyordu. Ancak,
Halife, savaşa katılıp şehid olmak isteyen bir kimseye karşı
çıkılamayacağını belirterek izin verdi. Yermük ve Ecnadeyn savaşlarına
katıldı. Ecnadeyn Savaşı’nda ordunun sağ kanadına komutanlık etti.
Şam’ın fethinde de bulundu. Henüz buradan dönmeden Hz. Ebu Bekir (r.a.)
vefat etmiş ve yerine Hz. Ömer (r.a.) halife seçilmişti. İslam ordusu
komutanı Ebu Ubeydullah (r.a.) veba salgınından vefat edince Muaz
ordu komutanlığına getirildi.
Muaz, Hz. Ömer’in
halifeliği sırasında Kilaboğullarına zekat memuru olarak gönderildi.
Daha sonra yeni fethedilen
Filistin bölgesinde Kur’an-ı Kerim ve İslam'ı öğretmek üzere
görevlendirildi. Bu hizmetini ifa ettiği sırada 638 yılında ortaya
çıkan veba salgınında iki oğlu ve iki hanımı ile birlikte çok genç yaşta
vefat etti.
***
Rasûlullah'ın Muaz ibn Cebel'den nakledilen Bir
Mucizesi :
“Tebük
seferinde bir çeşmeye rast geldik; sicim kalınlığında, güçle akıyordu.
Rasûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm emretti ki: "Bir parça o sudan
toplayınız." Avuçlarında bir parça topladılar. Rasûlullah Aleyhissalâtü
Vesselâm, onunla elini yüzünü yıkadı. Suyu çeşmeye koyduk. Birden
çeşmenin kaynağı açılıp çokça aktı, öyle ki bütün orduya kâfi
geldi.”