DİGİTAL
MÜRŞİD

Muhammed Râşİd Erol
[ k.s.]
( 1930 -
22.10.1993 )

"Menzil Şeyhi" olarak tanınan Muhammed Raşid Erol (k.s.)
23.3.1930 tarihinde Siirt'in Baykan ilçesine bağlı Siyanus köyünde
doğdu. Babası Gavs-ı Bilvanisi Seyyid Abdulhakim Hüseyni (k.s.) olup
Nakşbendi meşayihindendi.
Dedesi Seyyid Muhammed (k.s.) medreselerde yetişmiş bir alimdi. Hüsn-ü
hat sanatında mahirdi. Nakşbendi halifesi olarak icazet ve hilafet
almıştı. Şeyhinden önce vefat ettiği içinde halifeliği açıktan ilan
edilmeyip gizli kalmıştır.
Babası olan Abdulhakim Hüseyni (k.s.) Siyanüs seyyidlerinden olan
Fatime Hanım ile evlenmişler, bu izdivaçtan Seyyid Muhammed (k.s.),
Seyyid Muhammed Raşid (k.s.) ve Seyyid Zeynel Abidin isimlerinde üç oğlu
ile Halime ve Hatice isminde iki kızı olmuştur.
İlk zevcesinin teşvikiyle evlendiği ikinci hanımı Sıdıka Validemizdende
Seyda hazretlerinin diğer kardeşleri, Seyyid Abdülbaki (k.s.), Seyyid
Ahmed, Seyyid Abdülhalim, Seyyid Muhyiddin ve Seyyid Enver ile
Aynulhayat, Refiate, Raikate, Naciye adlı kız kardeşleri olmuştur.
Seyda hazretleri 2 yaşlarında iken Seyyid Maruf vefat edince Siyanüs
köyünden Taruni köyüne taşındılar. Burada 13 sene kaldılar. Daha sonra
mürşidi Ahmedi Haznevi'nin (k.s.) izniyle Bilvanis köyüne hicret
ettiler. Şah-ı Hazne Seyda Hazretlerini 9 yaşındayken görür. Yüzü
aydınlanır. İleride çok sofileri olacağını belirtir .
Seyda hazretleri (k.s.) bu köyde yine Seyyide olan Sekine
Validemizle evliliğinden Seyyid Fevzeddin, Seyyid Abdülgani, Seyyid
Taceddin, Seyyid Mazhar, Seyyid Abdurrakib isimli oğullan ile Haşine,
Muhsine, Hasibe, Rukiye, Münevver, Mukaddes, Mümine ve Hediye isimli
kızları dünyaya gelmiştir.
Bilvanis köyünde 6 sene kaldıktan sonra Bitlis'in Kasrik köyüne
taşındılar. Burada 11 sene kaldıktan sonra Siirt'in Kozluk kazasının
Gadir köyüne hicret ettiler. 9 sene (Burada iken vatan görevini önce
acemi birliği olan Manisa'da, sonra Diyarbakır'da tamamladı) kaldıkları
Gadir'den hayatının sonuna kadar ikamet edecekleri Adıyaman ilinin Kâhta
kazasının Menzil köyüne yerleştiler.
Seyda Hazretleri ilk tahsiline babasının yanında başlayarak 7 yaşında
Kur'an-ı Kerim'i hatmetmiştir. Sonra Baykan Müftüsü Molla Muhyiddin'den
ilim tahsili görmüştü. Daha sonra Muş ilinin Demirci köyünde Hazretin
torunu Şeyh Nasr'dan daha sonra Molla Ramazan'dan ders almıştı.
Dayısının oğlu olan ve sonradan halifesi olacak olan Seyyid Molla
Abdulbaki'nin derslerine ise 5 yıl Dilbey köyünde devam etmişti. Bu
kıymetli alimlerden sarf, nahiv, mantık, belagat gibi ilimlerin yanında
tefsir, hadis ve fıkıh dersleri aldı.
Daha sonraki yıllarda ilimle birlikte babası ve mürşidi olan Gavs
Hazretlerinden tasavvuf eğitimini alarak 1968 yılında Nakşbendi Halifesi
olmuştur. Halifelik emri gelince Gavs Hz.leri Seyda Hz.lerini Ahmed
Haznevi Hz.lerinin oğlu Şeyh Alaaddin'in yanına götürdü. O da Seyda Hz.lerinin
çok büyük veli, Allah dostu olduğunu, halifeliğin Ravza-i Mutahharâda Hz.
Rasűlüllah'ın manevi huzurunda verilmesinin daha uygun olacağını
söyledi. Babaları Abdulhakim Hüseyni (k.s.) l Haziran 1972 yılında
vefat edince başlayan irşad görevi 21 sene 4 ay 19 gün devam etmiştir.
Seyda hazretleri (k.s.) hakkında en çok sarf edilen sözlerden birisi:
"Niçin sohbet yapmıyor?" idi. Hemen her zaman duyulan bu itham tam
olarak gerçekleri yansıtmıyordu. İrşadının başlangıcından beri
çevresinde bulunanların şehadetine göre ilk yıllarda akşam ile yatsı
namazları arasında mazeretleri dışında cemaate düzenli olarak sohbette
bulunurdu.
Bu durum ziyaretçilerin akın akın gelip, akşam namazından saatler
sonrasına kadar süren tevbe ve tarikat telkinine kadar devam etmiştir.
Seyda hazretleri bundan sonra sohbet etmeye zaman bulamamıştır. Ancak
özel durumlar veya seyahatlerde uygun anlarda nadiren sohbette
bulunmuşlardır.
Zaten kendiside daha önceleri sohbetin zahiri sözlerinin değil manevi
tasarruf gücünün önemli olduğunu; esas gücün mürşid-i kamilin meclisteki
cemaate tasarrufatıyla ortaya çıktığını söylemişti. Zahiri sözle tesir
olsaydı vaiz ve hocaların kalabalık camilerdeki halka hitaplarının
etkili olması gerektiğinden bahsederek şu şekilde buyurmuşlardı: "Sohbet
bir eğlencedir. Nasıl ki üç-dört yaşındaki çocukları lafla
eğlendirirler, mükafatlandırırlar veya kandırırlar ise sohbette
büyükleri cennetten bahsedip neşelendirmek, cehennemden bahsedip
korkutmak içindir. Salikleri başlangıçta tarikata alıştırmak için sohbet
yapılır... İrşad sohbetle değil manevi tasarruf iledir, Şayet irşad
sohbetle olsaydı, binlerce vaiz, hatip ve konuşması güzel kimselerin
birer mürşid olup irşad makamında oturmaları icab ederdi. Tam tersine,
Gavs-ı Hizani gibi zatların çok az sohbetle çok geniş kitleleri irşad
etmeleri irşadın zahiri sözle değil, batıni olan manevî tasarrufla
olduğunun işaretidir. Sohbet ise manevî tasarrufa zemin hazırlayan,
talibde alma gücünü kuvvetlendiren bir araçtır. Zaten bu zamanın
insanlarını sadatın himmeti ve manevî tasarrufu olmadan düzeltmek çok
zordur. Çünkü fesad çoğalmış, her tarafı zorluk ve günahlar sarmıştır...
1968 yılında halifelik icazetini alan 1972 yılında irşad görevine
başlayan Seyda hazretlerinin (k.s.) yurtiçinden ve yurtdışından aşırı
ziyaretçisinin gelmesi 18.7.1983 tarihinde Çanakkale'nin Gökçeada
ilçesinde mecburi ikametine yol açmıştır. Önce Adıyaman'a, sonra
Adana'ya oradan da Gökçeada'ya götürülen Seyda hazretleri çektiği
sıkıntı ve adanın havasının, sıhhatini etkilemesi sonucu 30.1.1985
tarihinde Ankara'ya nakledilmiştir. Burada da 16 ay gözetim altında
tutulduktan sonra Merkezi idarenin müsadesiyle tekrar Menzil'e
dönmüştür.
1991 yılının Ramazan Bayramı bayramlaşması sırasında içersine zehirli
böcek ilacı çekilmiş şırıngayla suikast yapılmış, eline isabet eden
zehir etkisini göstermiş, acil müdahaleyle hastaneye yatırılan Seyda
hazretleri (k.s.) hayati tehlikeyi atlatmış, fakat elinin üstündeki ve
içindeki yaralar sebebiyle uzun süre ızdırap çekmiştir.
1993 yılında Afyon'daki kaplıcalardan Ankara'ya dönüşünden bir kaç
gün sonra 22.10.1993 Cuma günü cuma namazından önce 63 yaşında Rahmet-i
Rahman'a kavuşmuştur. Vefat haberini alan onbinlerce bağlısının
katılımıyla ertesi gün Menzilde babasının yanı başında toprağa
verilmiştir.