DİGİTAL
SOHBET

Şeyh Şerafeddin Dağıstani [ K.S. ]
Dilinden İnternete
Sohbetler
6
MENÂKIB-I ŞEREFİYYE * ' DEN...


HİLKÂT-İ İNSAN
HAKKINDA MUHTASAR BİR
BEYANDIR

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM
Cenâb-ı Hakk ve Hallâk-u âlem-i Teâla ve Takaddes Hazretleri, mukaddes
olan benî beşeri (insan oğlunu) dört nesneden halk buyurmuştur:
Nâr (ateş), türâb (toprak), mâ (su), hava.
Nâr; bildiğimiz ateş değildir. Hakikatini ancak havâs olan ümmet idrak
eder. Nâr'da iki husus vardır; biri nûranî, diğeri zulmânî'dir. Türâb
kısmında ise dört nesne vardır. Üç kısmı zulmanîdir. Ma (su) da,
biri zulmanî, diğeri nûranî olarak iki kısımdır. Hava da iki kısımdır.
Biri nûranî, diğeri zulmanîdir.
Bu dört nesnenin zulmanî olan hususiyetlerini nefsinde cem etmiş bulunan
kimse için kat'iyyen halâsına ait bir ilaç yoktur. Nitekim bunlar küffâr
(kafirler) ve müşrikîn (Allah'a ortak koşanlar)
olanlardır. Bunlarda zulmanî olan hususların kaffesi (tümü)
mevcuttur. Nûranî kısımlardan hiç bir hisse ve nasipleri yoktur.
Mü'min ve muvahhidlerde ise, hem nûranî ve hem de zulmanî kısımlardan
izler vardır. İşte benî ademde, bu nûranî ve zulmanî evsaf mevcut
bulunduğundan Adem Aleyhisselâm, şecere-yi menhiyyeden ekl etti.
(yasaklanan ağacın meyvasından yedi.) ve bu yüzden gaflete sevk
oldu. Sayılan bu dört nesnenin zulmanî kısmı haricinde tamamen nûranî
hususlarına sahip kimseler vardır. Onlarda zulmanîlikten eser yoktur.
Bunlar havass-ı ümmet olan ricallerdir. Havâstan maâda bilcümle ümmet ve
muvahhidînde iki sıfat mevcuttur. İşte kendilerinde az da olsa, mevcut
olan evsâf-ı zulmânîyelerinden tamamen tecerrüd etmeleri için mücadele
ve mücahede lazımdır. Adem Aleyhisselâm bu hakîkatı idrak ettiğinden
Cenab-ı Hakk'a münacaat etti:
“ -Ya Rab, benim evlatlarımın zulmanî sıfatlarından iki sıfatı izale
et.”
Cenâb-ı Hakk (c.c.) münacaatını kabul etti. Zulmanî evsaftan altı
adedinden dördü kaldı; ikisi zail (yok) oldu. Bu kalan sıfat-ı
zulmanîden, a’dâ-yı erbaa (dört düşman) türedi. A’da-i erbaa,
zulmanî dört sıfattan ma'dûdtur (sayılır). Bir kimse bu dört
unsura ait dört sıfat-ı zulmanîyeden halâs olmayınca, terbiye-yi ahlâka
muvaffak olamaz. Nûranî sıfatlar galip gelip, zulmanî sıfatlar yok
olunca, o kimse nerede olursa olsun dalâlet ve şekâvetten korkmaz.
Razakanallâhü halas minhâ....
Amîn.
(*) MENÂKIB-I ŞEREFİYYE ; (1. Cild) , s. 85-86, Yayına Hazırlayan : Hazret-i Şeyh Hacı Hasan BURKAY ;
Ankara 1995.

ESÂMİ-İ BEŞER
HAKKINDA ŞEREF-SUDÛR BUYURMUŞLARDIR

"El-Esma-ü tenezzelü mine's-sema'i" fehvasınca, bilumum esnaf-ı beşerin
(insanların bütün sınıflarının) esâmisi (isimleri), alem-i
ahd-ü misakda takdir ve tayin buyurulmuştur. Bir çocuk doğduğu vakit,
ona isim verecek kimselere ism-i hakikîsini ilham için Cenâb-ı Hakk
(c.c). melekler halketmiştir. İsim tesmiye olunacak (konulacak)
mahalde, muhalif-i şerîa ahval (şeriate aykırı haller) ile, harîr
(ipek) döşemeler, mücessem ve tam azalı suret (resim)
bulunursa, bu melekler oraya girmez, çocuğun ismi de hakîkî isminin
muhalifi (zıt) bir isimle tesmiye olunur.
Bir kimseye ism-i ezelîsi verilirse, zeka ve idraki (ve mâ câ'e bihi'n-Nebiyyü)'ye
suret-i temessük (sarılma şekli) ve istikameti, muhalif isimle
müsemma olan (isimlendirilmiş) bir kimseye nisbetle yedi derece
kâmilane (üstün) olur.
İsim tesmiye olunacağı zaman, akdedilen cemiyyette icra edilecek edebin
derecâtına göre, meleklerin adedi bir’den bin’e kadar çoğalır.
-----------------------------------
(*) MENÂKIB-I ŞEREFİYYE ; (1. Cild) , s. 17, Yayına Hazırlayan : Hazret-i Şeyh Hacı Hasan BURKAY ;
Ankara 1995.
|