TASAVVUFA  DAİR   ...

Tasavvuf Portalı

Digital Ashab  {Buradasınız}

Digital Âsitane

Digital Mürşid

Digital Murabıt

Digital  Sufi

Digital Ziyaret

Digital Sanat

Tasavvuf  Literatürü

 

 

Tasavvuf Portalı Haritası

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

09/01/08

 Tasavvuf & Sufiler  âsitanesi tasavvuf.info adresinde yayında...

DİGİTAL   SOHBET

Şeyh Şerafeddin Dağıstani  [ K.S. ]

Dilinden  İnternete 

Sohbetler

1

MENÂKIB-I ŞEREFİYYE * ' DEN...

USÛL VE ISTILÂHÂT-1 TARÎKAT-I ÂLİYE-İ NAKŞIBENDİYYE

HAKKINDA ŞEREF SUDÛR BUYURULMUŞTUR

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

            Tarîkat-ı Celîle-i Nakşıbendiyye'nin usul (metod) ve Istılahatı (terimleri), bizzat Cenab-ı Mefhar-i Âlem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri tarafından va'z ve tesis buyurulmuştur. O usul ve ıstılah, bugün de aynen bakîdir ve kıyamete kadar da tebeddül ve teğayyür (değişiklik) kabul etmez. Yalnız bazı aksam-ı fürû'u (asla müteallik olmayan kısımları), Müceddidîn-i İzam (din yenileyici büyükler) tarafından tecdîd edilmiştir (yenilenmiştir) ki, o da zamanın tebeddül ve tefâvüt eden istidâdı (değişen anlayışı) üzerine icab eylemiştir (gerekmiştir).

Bu usûl ve ıstılahın kıyamete kadar değişmeden bekası (kalması), bilumum muhakkıkîn (gerçeği araştıran âlimler) indinde ittifak halindedir. Bu usul, Cenab-ı Seyyidi'l-Kevneyn Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri tarafından Sıddîk-ı Ekber Hazretleri'ne pek dar bir mahalde yani, Sevr mağarasında telkin buyurulmuştur ki; o da hakîkat-ı tevhîd ve esrâr-ı mahz-ı tevhîddir (Allah'ın birliğine tam bir imandır). "Cenab-ı Hakk tarafından, Âlem-i Mirâc'da vahşet-i Peygamberiyye'yi izale (Pey­gamberin ürküntüsünü gidermek) için, gaye-i kemalât-ı külliye-i insâniyeyi hâmil (tüm insanlığın bilgi ve ahlakta en olgunu) olan Mevlana Sıddîk-ı Ekber'e Sevr mağarasında telkîn-i tevhide niçin lüzum görüldü?" deniyorsa, Ebûbekir Sıddîk Hazretleri'nin feyz-i kudsiyyelerinin bila-istisna (istisnasız) bütün ümmet-i merhumeye (müslümanlara) ve mâsivaullaha (Allah'a ait her şeye) şamil ve umumî olmasını tekrar temin ve ta'zim (ululamak) için telkîn buyurulmuştur. O telkin üzerine Cenab-ı Hakk derhal Cibrîl-i Emîn'i gönderdi. Hazret-i Cibril:

-"Ya Resûlullah, Cenab-ı Hakk sana ve Refîk-i Sıddîk'ın (sadık arkadaşın) Ebû Bekir'e selam buyurdu. Sadrınıza (göğsünüze) Zat-ı Akdes'ten (Cenab-ı Hakk'tan) gelen ve ifade olunan bilumum hakâyıkı (hakikat ve gerçekleri) bir nokta-i cüz'ün lâ-yetecezzâ'yı (en ufak bir ayrıntıyı) bırakmadan, kamilen Ebû Bekir'e hûb eylemenizi (nakletmenizi) emir ve ferman etti." buyurdular. Zat-ı Kudsiyye-i Peygamberiyye'ye Allah tarafından carî ve vâ­sıl olan bilumum esrar ve ulûm ve hakâyık-ı külliyye, (sır­lar, bilgiler ve gerçeklerin tümü) noksansız olarak taraf-ı Celîl-i Resûlullah'tan Ebû Bekir'in kalbine irsal buyurulmuş (aktarılmış) ve bu hakikati hamledecek istidat (taşı­yacak kabiliyet) ise, peygamberler hariç, hazreti Ebû Bekir Efendimiz'den başkasına ihsan buyurulmamıştır. Usûl-ü Nübüvvet envâr-ı asliyyesine (Peygamberliğin en ince ve temel sırlarına) hiçbir sadr tahammül edemiyerek, an­cak yanında arş, nokta kadar kalmayacak bir derecede vasi'e azil, sadr-ı celîl-i Sıddîk-ı Ekber (yanında göklerin bir nokta kadar küçük kaldığı Hz. Ebûbekir'in göğsü) ta­hammül etmiş ve Sadr-ı Celîl-i Mefhar-i Âlem'e carî (Pey­gamber Efendimize ait) olan envâr-ı esrâr (sırların nurları) ve hakâyık-ı kemal (yüce gerçekler) mahv ve hazm ile, bir nokta kadar kalmayarak bahr-i umman (okyanus) olan Sıddîk-ı Ekber'in göğsüne bir nehr-i azîm esas ve isale kılınmıştır (bir büyük nehir akıtılmış) ve kıyamete kadar da buyurulacaktır (akıtılacaktır).

Akıl, idrak ve irfandan müstağni (uzak) olan bu varidât ve esrar-ı hakîkat, Sıddîk-ı Ekber tarafından müteselsilen (sırasıyla) bütün kulûb-u eimme-i Sâdât-ı Nakşıbendiyye'ye de olunmuştur (Nakşibendî imamlarının tü­münün kalbine aktarılmıştır) ki, âb-ı hakîkatlarından intikal eden hakâyık ve hususât-ı ilahiyye ile eimmei müşarün ileyhim (bu imamlar), turûk-u saire eimmesi (diğer tarikat imamları) arasında nücûma (yıldızlara) nisbetle şems-i ta'ban (yaz güneşi) gibi şa'şa'a paş füyûz ve kemal (parlak, feyizli ve olgun) olmuş ve Tarîk-i Celîl'e dahil olan bir mürid-i hakikînin bidayeti, saire erbabının nihayeti, yani Tarîkat-ı Sıddîkiyye'nin neş'eti ûlâsı turûk-u sairenin, nihayet-i neş'e-i kemali bulunmuştur (Bu büyük tarikata giren hakikî bir müridin bidayeti, diğer tarikat mensuplarının nihayette eriştiğine denktir).

Bu sırra binaen Seyyidinâ Şah (Nakşıbend) dahi "bidayetinâ, nihâyet-i sair-i turûk1" buyurmuşlardır.

Bu tarîk-i celîleye Beyâzid-i Bestamî Hazretleri zamanına kadar "Tarîkat-ı Sıddîkiyye" deniyordu. Bestamî Hazretleri, zamanlarında fürûattan bazı şeyleri teceddüt buyurduklarından (teferruattan bazı şeyleri değiştirdiklerinden), zamanı Gucduvânî'ye kadar (Beyazid-i Bestamî hz.nin lakabı, "Tayfur" olduğu için "Tarîkat-ı Tayfuriyye" namı aldı. Ondan sonra Mevlanâ Abdulhâlık Gucduvânî Hazretleri tarafından aynı şekilde bazı fürû-u ıstılah tecdîd olundu (yenilendi). Ondan sonra da "Tarîkat-ı Guc­duvânî" adını aldı. Daha sonra "Tarîkat-ı Nakşibendiyye" adını aldı. Bilahare müceddidlerin (din yenileyicilerinin) namlarıyla Farukiyye, Halidiyye namları almıştır.

Hakîkatta ismi "Tarîkat-ı Sıddîkiyye"dir.

Diğer tarikatlar asırdan asıra inhiraf ederek (bozularak), şimdiki halde, yedi tarikat usûl ve ıstılâhında te'sir kalmıştır. Bu yedi tarikatın tesir-i ıstılâhı, her ne kadar bakî ise de, tesirât-ı kâmile-i ıstılâhiyye ve asliyyelerinj, Tarîkat-ı Nakşibendiyye vaz'ındaki kemal-i bilâ-noksan haiz (aslı bozulmamış) oldukları için, Tarîkat-ı Celîle-i Nakşibendiyye salikini, bilumum diğer tarikatların salikinin de haiz oldukları kemalâta (olgunluğa), bidayetten (başlangıçta) haiz ve hamil olurlar.

 (Râzakanallah -Allah size sırlarını açsın)

(1)Bizim tarikatımızın başlangıcı, diğer tarikatların nihayetidir."

--------------------------------------------------------------------

(*) MENÂKIB-I ŞEREFİYYE ; (1. Cild) , s. 3-6, Yayına Hazırlayan : Hazret-i Şeyh Hacı Hasan BURKAY ; Ankara 1995.

 

 

WEBSİTE İÇERİĞİ

 

 

 EDİTÖR NOTLARI

"Her dem yeniden doğarız..." diyen ustamız Yunus'un sözlerine uygun olarak yeniden ve yepyeni bir tarz ile huzurunuzdayız.

İlk editörial notumuzda "İslam'ı yaşama sanatı" olarak tanımladığımız tasavvuf konulu bu websitesinin hayrlara vesile olacağına inancı ile yeniden "merhaba".

Devamı için tıklayınız....

Linkler

Yazışma Grubu & Forum

Görüş ve Öneriler

Tasavvuf & Sufiler ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi bize iletiniz:

tasavvufvesufiler@yahoo.com

 

Tasavvuf & Sufiler web grubunun interaktif alanları

Ana SayfaEditördenSunum  | YeniliklerÖneriler | Site HaritasıLinkler

 

Başsayfaya Dönüş

 

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 09/01/08