DİGİTAL
SOHBET

Şeyh Şerafeddin Dağıstani [ K.S. ]
Dilinden İnternete
Sohbetler
MENÂKIB-I ŞEREFİYYE * ' DEN...


DERVİŞÂNA
İHTAR

ÜSTÂZIN EMRİYLE İHVÂNDAN MÜREKKEB OLARAK TEŞEKKÜL EDEN SOHBETTE
ŞEREF-SUDÛR BUYURULAN
BEYANAT-I HUSÛSİYE-İ KUDSİYYEDİR
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM
Bu sohbette, buraya gelmekten maksadımızın neticesinden ve intisabıyla
müftehir olduğunuz tarîkatımıza müteallik bazı âdâbtan, mukaddimeten
bahsedeceğiz.
Her ne suretle (olursa olsun) yek-vücûd olarak ve yekdiğerinize muavenet
ederek, beyan edeceğim had dahilinde harekete sa'y ediniz.
Asrımızda herkes benliğine makam ve sair ahvâl-i dünya zaviyesinden
bakarak, sanki ölmeyecekmiş ve kıyamet yokmuş gibi esef verici bir hale
mağlup olarak, bu neş'e ile vakit geçirmeye başlamıştır.
Âlemin ahvâline ve âlemi ihata etmiş olan hadsiz-hesapsız zulmet ve
fesada bakarak, uhdeme düşen irşad ve ıslah vazifesini icraya, ilim ve
kudretimin kafî gelmeyeceğinden, yeis derecesinde kalarak beş defa
halk arasından çekilmek ve Medine-i Münevvere'de ihtiyâr-ı mücâveretle
Ümmet-i Muhammed'e dua ile imrâr-ı hayat etmek için Cenâb-ı Mefhar-ı
Âlem Sallallahu aleyhi ve Sellem Efendimiz'den mezuniyet istedim.
Cenâb-ı Resûlullah, kat'iyyen halk arasından çekilmeme razı
olmadılar. Mefhar-i Âlem Sallallahu aleyhi ve Sellem Efendimiz'in benim
halk arasından çekilmeme razı olmamaları, cüz'î küllî (az-çok)
benden Ümmet-i Merhûmeleri'ne menfaatların olacağına delalet etmektedir.
Şimdiye kadar karyemize ve saireye ait bir çok işlerle meşgul olduk. Bu
işlerin mühim kısmı, ekseriya başarıyla sonuçlandı. Her ne kadar meşgul
olunacak mahdûd miktarda işler varsa da onlar, bir vakitte tekmîl
olacaktır.
Bundan sonra hakîkî irşad seccadesine oturarak, bütün mevcûdiyetimi
Ümmet-i Muhammed'in irşad ve hidayet işlerine sarfedeceğim.
Bundan sonra ihvânın ahvâli eskisi gibi olmayacak.
Evrad ve ezkarına devam etmeyerek beyhude ömür ve vakit
kaybedenler,
muayyen vakitleri geldiğinde tarikattan tard edileceklerdir.
Tekrar ediyorum, yekvücud olarak, beyan edeceğim had dairesinde harekete
çalışınız.
Mesleğimiz, her bir neş'e-i mevcûdiyetimizde Cenâb-ı Hakk'ı arz
(sunma) ve ihtikar (nefsini hor görme), züll (alçalma)
ve ihtiyaç mesleğidir. Kalblerimizin bu meslekte devam ve sebatı için;
vazifemizin haricinde hiçbir sevi görmemek ve onlarla iştigal etmemek
lazımdır. Adâb-ı tarikatta birinci şart budur.
Kir ve ayıp görmek; kırk gün feyiz kapısını kapatır, tevfîk kapısını
kapatır. Evliyaullah'ın nazarları kesilir. Böyle geçen günler (halkın
ayıplarını rivayetle geçen günler), tarikat neş'esinden tard olunmak
günleridir. Halkın ayıplarını görmek; evvela kendini şeriatta ve
tarîkatta muhalif işlerle meşgul eder. İkinci olarak, kendisinin haberi
olmayacağı cihetlerden, envâ-ı mazarrât-ı maneviyye ile mutazarrır
eyler.
"Münker (şeriatça yapılması caiz olmayan şeyler) görüldüğünde,
buğz-u fillah (Allah için sevmemek) lazım değil midir?"
denilirse, onun haddi vardır. Zira derecât-ı menhiyyâtın her
mertebesinde, ne derece buğz-u fillah lazım gelirse, bu hadde göre buğz
lazım gelir. Envâ-ı menhiyyatın derecelerine göre, mukabele edilecek
buğz-u fillahın had ve mertebesi, bu tarîk ile bulunmadıkça; yapılacak
buğz, nefsanî olmaktan halî kalamaz.
Mesela, bir mü'minden bir kusur vaki olsa, o kusurdan dolayı ona
saplanarak yüz kızartmak lazım gelmez. Belki kendinden zuhur eden kusura
bakmak ve onun izalesi (için) sebeplerine tevessül etmek lazım gelir.
Beyaz bir elbiseye nokta kadar siyah bir leke sürülse, göze çarpan bu
nokta için elbiseyi çıkarıp atmak lazım gelmez. O noktayı izale etmek
yeter.
Onun için kendisinde buğz-u fillah edecek had ve merâtibi (dereceyi)
tayin ve tesbit eyleyecek ilim lazımdır.

-----------------------------------
(*) MENÂKIB-I ŞEREFİYYE ; (1. Cild) , s. 13-15,
Yayına Hazırlayan : Hazret-i Şeyh Hacı Hasan BURKAY ; Ankara 1995.
|