DİGİTAL
TASAVVUFÎ
KAYNAK
Kitap
Tanıtımı


Türk Yurtları
Peygamber Makamları
10 Ekim 2006 01:59
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=190830
Türk yurtlarındaki müslümanların gönlünde apayrı bir
yeri olan ve nesilden nesile İslam ruhunun aktarılmasında, fonksiyonel
bir rol oynayan peygamber makamları...
İnsan
Yayınları Alternatif düşünce dizisinde İslamiyet eksenli Tasavvuf
eksenli düşünce akımlarını ve toplumsal ve manevi önderleri konu edinen
kitaplar yayınlamayı sürdürüyor. Bu çerçevede yayınlanan en son kitap
Hayati Bice'nin İşaret Taşları ...
1959 yılında Tokat’ta doğan Dr. Hayati Bice, Aslen
Kafkasya Karaçay Türkleri’ndendir. Türk cumhuriyetlerinde incelemelerde
bulundu ve Ahmed Yesevî Üniversitesi’nde görev aldı. Türk Dünyası
konusundaki makale ve araştırmaları bir çok gazete ve dergide
yayınlandı.
Eser, "Türk yurtlarının ruh dünyasını aydınlatan kutlu
kaynaktan birkaç rengi yansıtmak niyetimle yola çıkıyorum. Bu yol
boyunca konaklayacağımız her bir ribatta, dergahta, hankahta bir nebze
soluklanarak inşaallah "güzel bir yürüyüş" eyleyeceğiz. Bazen coşku,
bazen sevinç amma çoğu kez hüzün ile tefekküre davet olunacağız; bazen
söylediklerimizden daha mânâlı suskunluklarımız olacak, dilsiz ve
kulaksız olarak konuşacağız gönüllerimizle...
Yesi'den, Buhara'dan, Semerkand'dan.Kaşgar'dan güzel
kokular taşıyan esintiler getirmeye çalışacağız takatimiz yettiğince...
Haddimiz olmadığını bile bile Hoca Ahmed Yesevî'den, Sultan Sencer’den,
Necmeddin Kübra'dan, Şeyh Şamîl'den bahsedeceğiz" satırları ile başlıyor
ve okurları kitap okuduğu mekandan alıp, Türk illerinin manevi ruh
alemine ve o ruhu oluşturanlara ait maddi kalıntılar arasında bir
yolculuğa çıkartıyor...
Hayati Bice eserinde Türk Cumhuriyetleri coğrayasında
yaptığı gözlem ve incelemeleri, kendi dünya görüşü çerçevesinde
aktarıyor....
Bice'nin dünya görüşü ve kitabın yazılışa amacı
önsözde yer alan şu cümlelerde gayet net bir şekilde kendisini
gösteriyor.
"Mesafelerin küçüldüğü ve başdöndürücü denebilecek bir hızla değişen
günümüz dünyasında Türk yurtları arasındaki ilişkiler de yeni bir döneme
girmiştir. ... Öyle ki eskiden Sovyetler Birliği ile Birleşmiş
Milletler topluluğunda temsil edilen Türk dünyasının önemli bir kısmı
bugün Birleşmiş Milletler binası önünde dalgalanan altı güzel bayrağın
sahibi, bağımsız Türk Devletleri olarak boy göstermektedir; ortaya çıkan
tablo sevindiricidir....
Son
yüzyıl boyunca soykırım denebilecek vahşi saldırılara maruz kalan Türk
yurtları ve "öz yurdunda garip, öz vatanında parya" durumuna düşürülmüş
kardeşlerimiz yeniden Türk ve müslüman kimliklerini ihya etme fırsatını
elde etmişlerdir. Ancak Türk dünyasının dert ve çilelerinin son
gelişmeler sonucunda tamamen ortadan kalktığını veya yakın bir gelecekte
ortadan kalkabileceğini sanmak ta çok yanlış olacaktır.
Bugün mevcut olan siyasi konjonktürde Rusya Federasyonu bünyesinde kalan
Tataristan, Başkurtistan, Kırım ve Kafkasya Türkleri'nin siyasi
gelecekleri Rus ipoteği altında kalmağa devam etmektedir. Çin işgali
altında bulunan ve yaklaşık yirmi milyon müslüman soydaşımızın yaşadığı
Doğu Türkistan'daki zulüm ve baskılar bütün ağırlığı ile
sürdürülmektedir. Afganistan'ın kuzeyini oluşturan Güney Türkistan'da
Sovyetler Birliği'nin çöküşünü hızlandıran en önemli etkenlerden biri
olan cihad yıllarında Rus işgalcilere karşı safların en önünde yer alan
kardeşlerimizin yarının Afganistan'ındaki konumlarının ne olacağı da
hâlâ belirsizdir.
Diğer
yandan Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Suriye, Irak, İran gibi
ülkelerdeki kardeşlerimizin durumlarında bu değişim sürecinde pek fazla
olumlu değişiklik kaydedilmemiştir. Bugün özellikle Irak’taki Amerikan
işgali sonrasında ortaya çıkan kaosun bölgedeki Türk varlığını fiilen
tehdit ettiği ve giderek bir varolma-yokolma çizgisine sürüklediği acı
bir gerçektir. Bir zamanlar Sovyetler Birliği'nde yaşayan Türk
topluluklarının nisbi bir rahatlama dönemine girdiği şu günlerde
kendisini dünyanın bütün Türk insanlarıyla ilgili hisseden herkes,
önümüzdeki günler, aylar ve yıllarda sorumluluğunun devam edeceğini ve
belki daha da artacağını bilmelidir.
Türkiye
dışındaki soydaşları ile ilgili uzun yıllar boyunca kesilen, her türlü
iletişim kanalları tıkanan Türkiye'deki Türkler, bugün tam anlamıyla çok
uzun yıllar boyu ayrı kaldığı ve adeta varlığını bile unuttuğu kardeşine
yıllar sonra kavuşan insanların ruh halini yaşamaktadır. Bu ruh halinin
en önemli kısmı sevinç, birazı şaşkınlık ve birazı da endişeden
örülüdür. Sevincimiz kanıyla-canıyla bizden olan, diniyle-diliyle bir
olduğumuz kardeşlerimize kavuşmaktandır. Şaşkınlığımız bunca yıldır bu
kardeşlerimizin halinden gaflette oluşumuzdan kaynaklanmaktadır.
Endişemiz ise uzun yıllar ateist-komünist Rus ve işbirlikçisi yerli
diktatörlerin acımasız saldırılarıyla ortaya çıkan manevi tahribatın,
yıkınla gönül hanelerinin onarımında açıkça yardım bekleyen bu
kardeşlerimize karşı görevlerimizi yerine getirememe korkumuzdandır.
Türkiye
dışında yaşayan Türkler'den önemli bir kısmını oluşturan ve -Allah’a
binlerle hamdolsun- bugün bağımsızlık yolunda bir hayli ilerlemiş olan
eski Sovyet vatandaşı kardeşlerimize ilginin resmi-gayrıresmi düzeyde
arttığı sırada bu eserin yayınlanması güzel bir tevafuk olmuştur. Batı
Türklüğü'nün yurdu olan Türkiye ile Doğu Türklüğü'nün yurdu Türkistan'da
yaşayan aynı milletin üyeleri arasında ilişkilerin tarihi mecraına uygun
bir halde canlandırılmasının en yararlı yol olacağı açıktır. Bunun için
öncelikle Türkiye ile Türkistan arasındaki ilişkilerin tarihi mecraının
ne olduğunun anlaşılması gerekmektedir.
Bu
kitabda her biri Türk ve İslam tarihinin birer zirvesi olan isimler
etrafında Türk yurtları arasındaki gönül dokusu ele alınmaktadır. Burada
ancak küçük bir kısmından söz edilen ve adeta el yordamıyla ulaşılan
maneviyat ulularının eseri olan bezek ve nakışlar geçmişte Türk
dünyasının ötesinde neredeyse tüm İslam alemini mana planında süslemiş
ve dünya medeniyet tarihinin en azından beş asrına mührünü vurmuştur.
Tarih
boyunca gönül zirvelerinin önderliğinde oluşan manevi doku, Doğu ve Batı
Türklüğünü birleştirmiş ve Türk kültürü tarihinin kesintisiz olarak
devamına da vasıta olmuştur.
... Manevi öncüler, birer işaret taşı olarak
görülmelidir; Türk yurtlarında imanımızın yani İslam'ın olanca güzelliği
ile yaşandığının ve yaşatıldığının işaret taşları...
Kaşgar'dan Balkanlara kadar bütün Türk yurtlarını süsleyen bu işaret
taşlarından bir kısmı bu eserde belirtilmeye çalışılmıştır.
Türk yurtlarına ruh veren bu önderlerin dünkü Türk dünyasında ifa ettiği
misyon bugün de sahiplerini aramaktadır. Bu misyonu üstlenebilecek
manevi teçhizatı kuşanmış önderlerin öncülük etmesi halinde Türkiye ile
diğer Türk yurtları arasındaki ilişkiler tarihi mecraını bulacak ve
verimli vadilere yönelecektir.
Bu eseri, Türk yurtları arasındaki kutlu ilişkileri oluşturma
kapasitesine sahip insanlarımıza ulaşır ve onların ruhunda, kıvılcım
cürmünde bir sıcaklık, gönlünde bir hançer boyu nakış, gözünde Aral
cesametinde bir damla gözyaşı oluşturabilirse; yazarın iki dünyası için
yeterlidir.
***

Haber7 olarak sizlere kuru kitap tanıtımı yerine eserin içinden tadımlık
bir metin sunma geleneğini yine sürdürüyor ve sizlere kitabın içinden
seçtiğimiz bir bölümü yayınevinin özel izni ile sizlere aktarıyoruz...
***
TÜRK YURTLARINDAKİ PEYGAMBER MAKAMLARI
İslam imanının temel şartlarından biri olan
peygamberlere imana duyulan bağlılık ile İslam coğrafyasının her
yöresinde peygamberlere izafe edilen makamlara büyük bir saygı
gösterilmiştir. Peygamber kıssalarının halk arasındaki etkinliği
gözönüne alındığında bu saygının gerekçelerini anlamak kolaylaşır.
Hz. İbrahim, Hz. Eyyüb, Hz. Şuayb peygamberlerin
yaşadığı yöreler olduğu düşüncesiyle "Peygamberler Şehri" olarak anılan
Urfa şehrinin Anadolu müslümanları nezdindeki saygınlığına benzer
şekilde "Peygamber Makamları" olarak bilinen kutsal topraklar bütün
Türkistan ve Azerbaycan diyarına serpilmiş durumdadır.
Türk yurtlarındaki temiz müslümanların gönlünde apayrı
bir yeri olan ve nesilden nesile İslam ruhunun aktarılmasında,
fonksiyonel bir rol oynayan peygamber makamlarından Kur'an-ı Kerim'de
isimleri zikredilen Hz. Süleyman, Hz.Yakub, Hz. İdris, Hz. Yunus, Hz.
İlyas peygamberlere ait olanlar bilinmektedir. Bunlardan Hz. Yunus ve Hz.
İdris’e izafe edilen makamlar Kazakistan’da Ahmed Yesevî’nin de dünyaya
geldiği Sayram’dadır. Ayrıca yine Sayram’da Hz. İsa makamı olarak
bilinen bir mescid de vardır. Hz. İsa’nın çarmıhta ölmeyip bugünkü
Türkistan’daki Herat üzerinden Keşmir’e geçerek oradayaşadığı ve
ölümünden sonra Srinagar’da toprağa verildiği hakkındaki iddialar
gözönüne alınırsa Sayram’daki bu Hz. İsa mescidi anlam kazanacaktır.
Srinagar’da bulunan ve yöredeki müslümanlarca ziyaret edilen Hz. İsa’ya
atfedilen türbeler de son yıllarda ilgi odağı olmuştur.
Halkın manevi güç kaynaklarından olan “Peygamber
Makamları” Sovyet döneminde yetmiş yılı aşkın bir süre uygulanan
dinsizleştirme politikasının aleyhdeki faaliyet ve propagandalarına
rağmen rağmen menkıbevi saygınlıklarını korumaktadır. Türk yurtlarının
İslamlaşma sürecinde ayrı bir yeri olan kutlu Türkistan topraklarındaki
"Peygamber Makamları" arasında sosyolojik anlamda en önemli etkiye sahip
olanı Hz. Eyyüb Peygamber'e izafe olunan makamlardır. Buhara ve
Fergana'da iki ayrı "Eyyüb Makamı" mevcud olup Türkistan halkından Özbek
ve Kırgızkardeşlerimizin büyük saygısını kazanmışlardır.
Şifa vesilesi olacağı umularak ziyaret edilen Eyyüb
Makamları'ndan Buhara kent merkezinde bulunan Eyyub Çeşmesi olarak da
bilinen türbede bulunan kuyudan asırlardır çekilen su, devasız derdlerin
şifasına vesile olsun için ziyaretçilere sunulmaktadır. Türkistan’ın
hemen her yöresinden binlerce ziyaretçi sırf bu Eyyub Çeşmesi suyundan
içebilmek için Buhara’ya yol düşürmektedirler.
Benzer duygularla ve niyetlerle ziyaret edilen
Fergana'daki Eyyüb makamı da türbe ziyaretlerinin kesin olarak
yasaklandığı ağır baskı yıllarında bile ziyaretçisiz kalmamıştır. Bu
ziyaretlerin önüne geçemeyen Rus işgalciler, 1959 yılında, Eyyüb
makamını yakınında bulunan Hz. Yakub makamı ile birlikte pekçok İslam
ulusunun makam ve türbelerine uygulanan tahkir edici yöntemle bir
"Sağlık ve Kültür Parkı"na dönüştürülmüştür. “Asırlar içinde oluşmuş bir
inanç” ile savaşın ne kadar zor olduğunun bir göstergesi olarak bu
“park”ın adlandırılmasında “sağlık” unsuruna yer verilmek zorunda
kalınması dikkat çekicidir. Peygamber makamların Türk yurtlarındaki halk
arasında İslam inancının yayılışındaki rolü düşünüldüğünde bu ateist
uygulamanın hedefinin müslümanların inanç temellerini sarsmak olduğu
bellidir.
Kur'an-ı Kerim'de ismi zikredilen yirmibeş peygamberden
biri olan Hz. Eyyüb dini geleneğimizde “sabır ve tevekkül örneği” olarak
gösterilir. O, kendisini Allah'ın tabi tuttuğu bir imtihanda örnek bir
sabır göstererek malına ve canına yönelen belalara sabretmiş ve Allah'a
olan şükrünü ve ibadetini asla azaltmamıştı. Böylece de tabi olduğu
kutlu ve o derecede ağır imtihanı yüzakıyla tamamlayıp Allah'ın lütfuna
kavuşmuştur. Kur'an-ı Kerim'de Hz.Eyyüb övülürken Allah'a "Sen merhamet
edenlerin en merhametlisisin" diye dua ettiği bildirilmektedir.
Türkistan'daki her iki “Eyyüb Nebi Makamı”nı hergün
ziyaret eden Türkistan'lı kardeşlerimiz, elbette Eyyüb kıssasını da
yeniden hatırlamakta; yine Kur'an-ı Kerim'de belirtildiği gibi
birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye ederek Allah'tan gelene şükretmek
gerektiğini birbirlerine anlatmaktadırlar; Allah'ın lütfunun
yaklaştığını da ummaktadırlar elbette... Ve böylece Türk yurtlarında
asırlardır süren Hz. Eyyüb himmeti kesintisiz olarak sürmekte ve sabır,
şükür ve diriliş müjdeleri olarak, dalga dalga Türkistan bozkırlarına
yayılmağa devam etmektedir.
Eyyüb sabrı gösterenler !... Bilirsiniz ki bela olduğu
gibi elbette şifa da Allah'tandır.
***
KİTABIN İÇİNDEKİLER
* Yola Çıkarken
*
“Hazret-i Türkistan'dır O” : Hoca Ahmed Yesevî
* Birkaç Yudum Hikmet
* Arslan Baba’dan Zengi Ata’ya Türkistan’ı Gezen “
Ervah”
* Topkapı Sarayında Bir Yesevî Şeyhi : Hazînî ve Eseri
* Mekke-Semerkand-Bursa Üçgeninin Köşeler
* Ölmezlik Sırrı ve "Şah-ı Zinde" : Kusem İbn Abbas
* Bursa-Semerkand Arasında: Emir Sultan - Kadızâde-i
Rumi
* Türkistan'dan Fatih'e Yardım: Ubeydullah Ahrar
Taşkendi..
* "Bir Ok İşaretidir Buhara..."
* .Türk Yurtlarındaki Peygamber Makamları
* Mir Arab Medresesi'ndeki Emir: Abdullah İbn Huseyn
el-Yemenî
* Buharalı Nakkaşlar Silsilesi
* Selçuklu'nun Maneviyat Kaleleri
* Selçuklu Burçları: Sultan Sencer -Yusuf Hemedanî
* "Gayb Anahtarları"nı Sunan Alim: Fahrüddin Razi
* “ Pir-i Şehidân (=Şehidlerin Efendisi) ” : Necmeddin
Kübra
* Türkistan'dan Esen Üns Kokulu Yeller
* Türkistan’da Bir "Şah-ı Merdân" (=Hz. Ali)
* Türkistan'ın Doğusundan İşaret Taşları
* Kaşgar'a “Kut” Veren Bilgin: Yusuf Has Hacib
* Dağıstan Dağları’ndan Cennetü’l-Baki’ye
* Cennetü'l-Baki'deki Dağıstan Arslanı: Şeyh Şamîl
* Dağıstan-Yalova Hattı: Şeyh Şerâfeddin Dağıstanî
* Yalova-Şam Hattı: Abdullah Dağıstanî
* Bir Kutlu Yolun Son Durağı Ya da Yolların Sonu
* Manevi Coğrafyamızın Zirveleri
***
Kitapla ilgili teknik bilgiler ve arka kapak yazısı için Haber7.com
kitap dünyasının strateji ortağı ilknokta.com sitesine bu link vasıtası
ile ulaşabilirsiniz...
www.insanyayinlari.com.tr
Bu haber 10,656 defa okundu.
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=190830
***
İnternet Üzerinden Sipariş İçin:
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=109355&sa=36156579
İşaret
Taşları
Dr. Hayati Bice / İnsan Yayınları / 2006
kitapyurdu.com
