DİGİTAL
HAKKANİ
SOHBET
1
2
3
4
5
6
7

1

Evliyaullah Sohbeti
Hazret-i Şeyh Muhammed
Nazım Kıbrısi el-HAQQANİ

Bismillahirrahmanirrahim
Huzur
ile yapılan
ibadet
Meded
yâ Seyyidi…
Yâ Sahibe’l vakt
!..
Cenâb-ı Hak
kapı açarken
anahtar istemez.
Sen anahtarla açmaya
muhtaçsın, ama O
anahtarsız açar.
Evliya-i
kiram:
Onlar ’hay’ sıfat
sahipleridir. Onlar
infakı yani
vermeyi, ikramı
severler. Onların
emirlerini yürütenlere
ve onların
vasiyetini tutanlara
onlardan ikram
gelir. Biz de
onlardan bir
ihsan olarak
bu itikad
üzere, “Tarikatun
assohbe ve
hayru fi’c-cemiyye“
diye buyurmuş
olan Şah-ı Nakşibend
hazretlerinin emrine
ittiba ediyoruz.
Rahmet nasıl ekine
hayat bahşederse,
sohbet esnasında
rahmet iner. O; gayb
âleminden inen
rahmettir.
Bir
gün Hz. Âişe
(r.a.) annemiz
pencereden dışarıya
bakınca gökyüzünden
yağmur damlalarının
sıkça düştüğünü
görmüstü. Bu sırada
Peygamber Efendimiz
(s.a.v.s.), hane-i saâdete
döndü ve
kendisine sordu:
“Çok
yağmur yağıyor,
acaba ıslandınız
mi?“
“Yâ
Âişe, yağmur
yağdığında üzerinde
ne vardı?“
“Yâ
Resûllallah, mübarek
başınızın üzerine
koyduğunuz ridâyı
(atkı) koymuştum.“
Hz.
Âişe Peygamber
Efendimiz’in örtüsünü
başına koyduğunda,
dışarıda yağmur
yağıyormuş gibi
gördü, Peygamber
Efendimiz,
“O;
zâhirde olan
yağmur değildir,
gaybdan inen
rahmettir“ buyurdu.
Zahirde
olanı herkes
görür de mâneviyatta
olanı herkes
göremez. Peygamber
Efendimiz’den ne haber geldiyse
inandık; görelim
veya görmeyelim
inanmışız.
Sohbet
meclisi nedir?
Sohbet
meclisine rahmet iner,
onun için
sohbet meclisi
kutlu bir
meclistir. Burada
hesaba gelmeyen
faydalar, hikmetler
vardır. En azından
buraya inen
rahmetler:
-
Seni
temize çıkarır
ve zulmetten
kalbini arıtır.
-
Aklında
bir ağırlık varsa
onu alır,
götürür.
-
Vücudunda
bir atâlet
geldiyse ve
hareketlerin
yavaşladıysa insana
hareketlilik gelir.
-
Dardaysa
genişlik olur,
karanlıktaysa
aydınlığa çıkmış
olur.
Hâsılı
bir kimse
mecliste hazır
oldu mu
böyle faydalar
vardır, o meclisin
bu kadar
bereketi vardır.
İki davar
bağlayacak kadar
zamanda iki
müminin oturup
sohbet etmesi,
yalnız başına
oturup bunca
nâfileye çalışmaktan
ziyade, onlara
daha çok
mânevi mertebeler
kazandırır. Sohbette
muhakkak mânevi
mertebeler bulunur,
bunu mümin
terakki eder.
Şimdiki zamanda
sohbete ehil
olanlar azalmış,
ehil olanlar
bulunmadığı için
herkes meclisi
ilahilerle, kasidelerle
kapatıp bitiriyor.
Evet, ilâhide
fazilet vardır,
kaside söylemekte
şüphesiz fayda
vardır ve rahmet
iner, lâkin
insanı harekete
geçirecek bir
feyiz illâ
sohbetten alınır.
Sohbet iki
çeşittir:
-
Hakiki
sohbet.
-
İnsanların
yaptığı ordan
burdan konuşulan
sohbet.
Her
iki mecliste
hazır olanların
sıfatları neyse,
inen feyiz
ona göredir.
Şah-ı Nakşibend
hazretlerinin sohbet
meclisinde hazir
olan kimse
sâir tarikatların
meclisinde hazır
olan gibi
değildir. Çünkü
Nakşi tarikatında
kuvvet en üstündür.
Ona göre hazır
olan kimselere
feyiz kuvveti
iner.
Feyz
kuvveti nedir?
Kimi
insan az feyiz
alır, kimi
çok alır. Benzin
istasyonuna giden
her araba aynı
benzini almaz.
Bir varil
alanda var 100 galon
alan da var, belki iki
varil kenara
koyup yükleyen
de var. Kuvvet,
yapacağı hizmete,
erişeceği mertebeye
göre verilir. Dümdüz
ovada giden
adama verilen
başkadır, gökyüzüne
fırlamak isteyen
kimseye verilen
kuvvet ve
takviye başkadır.
Buna bir misal
verelim: 40 beygir
gücü kuvvetindeki
bir motor
seni ve
içindeki beş
kişiyi yeryüzünde
koşturur, ama
gökyüzünde uçuramaz.
Çünkü 40 beygir
gücü bir
motor arabayı
havalandıramaz.
Tayyarelerde onun
motor kuvvetini
gösteren mecmualar
var, içlerinde 70.000
beygir kuvvetinde
olan var; kuvvete
bak sen! Bu kuvveti
motora koyacaksın
ki seni
havalandırsın.
-
Nakşibendiler’in feyzi
başkadır.
-
Kadiri
tarikatının feyzi
başkadır.
-
Mevleviler’in, Şâzeliler’in,
-
Fincâniler’in, Çiştiler’in, Rufailer’in.
…
ve sâir kırk
bir tarikatın
her birinin feyizleri
başkadır.
Kendilerine bağlanmış
olan kimseleri,
herkesin kendi
makamına göre hareket
ettirir. Kırk tarikatın
son makamı
Cebrâil’ın durduğu sidretü’l-müntehâ
makamıdır. Nakşibendiler’in
ise Cibril’in durduğu
makamdan ileriye
doğrudur. Onun
için oraya
doğru olan
kuvvet başka,
kırk tarikatın
motorlarının kuvveti
başkadır. Nakşi
şeyhinin vereceği
sohbetin öteki
şeyhlerin vereceği
sohbetten kuvvetli
olması muhakkaktır.
Yine Nakşibendilerin
içerisinde de, Nakşi
tarikatlarından mezun
olan ve
izinli olan
şeyhlerin de
mertebelerine göre feyiz
gelir. Altın silsile
dediğimiz ana kolda
ilerleyen kuvvet
başkadır.
Misal
olarak.
Dini büyük bir
ırmak hesap et;
akıyor. Sağdan
ve soldan
arklar ayrılmakta.
Ana koldan yürüyen
Nakşi şeyhlerinin
kuvveti başkadır.
Sağ ve soldan
kapakları açıp
da kendi tarlasını
sulayan kollar başkadır,
ana kola yetişemez.
Şeyhimiz sultanü’l-evliya (Allah
sırrıni takdis
etsin) demiştir
ki:
“Siz
şükrediniz ki,
Allah size
Nakşibendiliği takdir
etti, meşâyih-i izamın
son halkasına
yetiştiniz ve
ona bağlandınız.
Onun kuvveti
geçmişlerinden artıktır,
vereceği de geçmiş
meşâyihlerin
vereceğinden daha
fazladır.“
Aylığı 5
milyon olan
bir adamın
çocuğuna vereceği
belki 5.000 veya
20.000 liradır. Aylığı
1 milyar olan
adam çocuğuna
milyon da verse
korkmaz, zira
1000 kere milyon
alıyor.
Çünkü
almış olduğu
kuvvetin vericiliği
vardır. Biz
Allah’a şükretmeliyiz
ki; Şeyhimiz sultanü’l-evliyadır
ve Nakşibendi
silsilesinin son
halkasıdır. Feyiz
ondan geliyor.
Allah’a yakınlık o
feyzin bize
yetişmesiyle olur.
İlâhi feyzin
gelmesi kolay
değildir. Şimdiki
zamanlarda ilâhi
feyiz enderdir,
çok az
bulunur. Meclislerde
sefa kalmamış.
Güzel
sesli hâfızlarların
okudukları ilahilerle
insanları bir
parça harekete
getirmek istiyorlar.
O da tıp tıp
tıp gibi…
gidiyor. Kıyas
edilemez. Meclisleri
ilim meclisi
olmayan tarikatların
müridleri veya
onlara mensup
olan kimseler
zayıf kalır,
bazen ekin
gibi biraz
büyür ve
durur, bazıları
başağa varır…
Hakiki izni
olan Nakşi
şeyhleri bir
taneyi ektiğinde
yedi başak
vermiş, her bir
başakta 100 tane
olmuş. Bir
taneden 700 tane
olmuş. Bu kuvvet
şimdi Nakşibendiler’dedir.
Sâhibüz-zaman Mehdi (a.s.) zamanında
bütün tarikatlar
durur, toplanır
ve Nakşibendilerin
izinden yürümeye
başlar. Allah o günlere
yetiştirsin. Beklenen
gelir demişler.
Efendimiz’in valideleri, “Her
yaşayan ölür,
her yeni eskir“
demiş.
-
Ölüm
beklenmektedir, er geç
gelecektir.
-
Âhiret
beklenmektedir, elbet
gelecektir.
-
Kıyamet
gözlenmekte ve
beklenmektedir.
-
Yeni
ne giymiş olursan
ol her yeni
eskiyecektir.
-
Her canlı
ölecektir.
-
Her beklenen
gelecektir.
Bu
değişmeyen kanundur;
beklenen gelecektir.
İlk beklenen ölümdür,
herkese er veya
geç gelecektir,
lâkin mühim
olan
“Haydi
gel, dünyadaki vaden
tamam oldu!“
dediklerinde, “Hazırım“
diyebilmektir.
Hazırlıksız yola
çıkmayasın. Allah bize
huzur ile
olan ibadeti
müyesser kılsın.
Huzur ile
olan ibadette,
-
Sefa vardır.
-
Ferah
vardır.
-
Kuvvet
vardır.
-
Zevk
ve neşe
vardır.
Huzursuz
ibadet ise;
yemeye içmeye
iştahı olmayan
adama boyuna
yemek yedirmeye
benzer.
Yahu
ye! Bu balli
börektir, sütlaçtır,
baklavadır ye!“
Yiyemiyor,
yiyene yedirt
sen onu!
Sen
âhirete ait
olandan yemeye
bak. Dünyada
abdesthaneye dökeceğine
bakma, âhirete
götüreceğine bak.
Huzurlu hayat
ibadetle geçen
hayattır. Huzursuz
hayat ibadetsiz
hayattır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.s.)
müminler için,
“Ölümü
temenni etmeyin“
diyor, çünkü
yaşayan insanın
yaptığı hizmet
öldükten sonra
devam etmze.
Gerçi sâlih
amellerden yazılır,
lâkin kişinin
dünyada kendisinin
yaptığına, kabre
dışarıdan gelen
yetişmez.
-
Uyanık
ol!
-
Huzurlu
ibadet yap!
Allah
seni burada da
âhirette de gözetsin,
Peygamber Efendimiz’in
komşuluğuna tayin
olasın.
El-Fatiha
( 31 Mart 1998 )
http://www.naksibendi.net/sohbetler/Huzur-ile-yapilan-ibadet.html
|