DİGİTAL
HAKKANİ
SOHBET
1
2
3
4
5
6
7

5

Alemlerin Rabbinin Huzurunda
Hazret-i Şeyh Muhammed
Nazım Kıbrısi el-HAQQANİ

"Huzurda olmak" işte böyle bir "şey"...
Bismillahirrahmanirrahim
Yarın sana
kabirde sual ettiklerinde;
- Sen kimin
için yaşadın, kimin yolunda yaşadın, kimin için öldün ?
Cevabını
istediklerinde sen ne söyleyeceksin? Bu mühim olan bir sualdir. Cevabını
da tedarik etmek gerekir. Bu dünyada keyfimiz için yaşarsak, öbür
tarafta keyfimiz iyice kaçar. Bu dünyadayken sen Cenab-ı Allah'ın
keyfine uyarsan, bu dünyadan ahirete aktarıldığın vakitte keyifli
yaşarsın. Bu dünyada Cenab-ı Hakk'ın hoşnutluğunu arayan kimseye Allah,
bu dünyadayken hoşnutluk verir. Ahirette de o kul hoşnut olur.
- Bu dünya
hayatında kul ne zaman hoşnut olur?
Bu mühim bir
noktadır, çünkü herkes bu hayattayken hoşnut yaşamak ister. Hiç kimse
tedirgin bir hayat arzu etmez. Her kim bu dünyayı iyi geçirmek ister,
hoşnut olabileceği bir hayat isterse buna vesile olan ne varsa onu
bilmesi gerekir. Eğer sen bu dünyada hoşnut olarak bir hayat yaşamak
istersen Cenab-ı Hakk'ı hoşnut etmeye çalış. Sen Cenab-ı Hakk'ı ne kadar
hoşnut etmeye gayret edersen, Cenab-ı Hakk da seni hoşnut edecek esbabı
halk eder. Her ne tarafa dönersen hoşnut olacağın bir şey bulursun.
Kalbini ferah edecek bir şeyle karşılaşırsın. Ama sen Cenab-ı Allah'ın
hoşnutluğunu düşünmezsen her ne tarafa dönersen sana bir süngü takılır.
Oku çekip bir mızraktan seni dürlerler. Bu çok kolaydır. Söylemesi de
kolay, bilmesi de kolaydır. Lakin tatbikatında biz çok ihmalkarız. Cenab-ı
Allah'ı hoşnut etmeye koştur. O zaman bütün Alem seni hoşnut etmek için
seferber kılınır. Sen gözünü açtığın andan itibaren niyet et;
- Ya Rabbi,
bu gün benim niyetim seni darıltmamaktır.
Aklı başında
bir talebe, kendi hocasını veya müdürünü darıltmayı istemez. Bir memur
hiçbir gün; "Ben amirimi, müdürümü darıltayım" diye aklından geçirmez.
Hiçbir asker üstünü darıltıp, öfkelendirmek istemez. Hiçbir kadın
kocasını darıltıp, öfkelendirmek istemez. Yine helal süt emmiş, helal
lokma ile yetişmiş bir evlat anasını, babasını darıltıp gücendirmek,
öfkelendirmek istemez. Gerek çocuğun, gerek memurun, gerek işçinin,
gerek öğrencinin menfaati, çıkarı, üstlerinin kendisini saymasında,
onlara kendini sevdirmekle onların hoşnutluğunu kazanmasıyla olur. Bunda
şüphe yoktur. Peki sen insan olarak niçin Cenab-ı Allah'ı hoşnut etmeyi
düşünmezsin veya niyet etmezsin?
-
Nasıl hoşnut ederiz?
-
İşte ediyoruz ya!
Hoşnut
etmenin yolları da var. Hoşnut ettiğin vakitte onun alametleri de
vardır. Cenab-ı Hakk'ı hoşnut etmenin yolları; Allah'ın insanın vücuduna
emanet etmiş olduğu ve teslim etmiş olduğu üçyüzaltmış azası vardır. Sen
Cenab-ı Allah'ı hoşnut etmek istersen, sana vermiş olduğu azalarına,
nasıl ki bir çoban sürüsüne mukayyet olur, göz kulak olur, kurttan
canavardan saklar gözetirse o şekilde dikkat etmesi gerekir. Onun gibi
Cenab-ı Hakk'ın sana vermiş olduğu azaları şeytana kaptırmadan ve
şeytanın eline teslim etmeden gözetmektir. Hiç gözlerimizi şeytanın
elinden aldığımız var mı? Dilimizi şeytanın elinden elimize aldığımız
var mı? Kulaklarımızı şeytanın elinden aldığımız var mı? Ellerimizi,
ayaklarımızı, karnımızı, bütün azalarımızı şeytanın elinden aldığımız
var mı? Sanki ortaklık yapmışız, ortaklığımız varmış gibi. Zürriyet için
karı koca şeytanı yanlarından uzaklaştırmayı düşünmeden, uzaklaştıracağı
duayı okumadan, hayvana atlaması gibi atladığı vakitte, onların
zürriyetine ortak olması için şeytana izin var. Şeytan tohumunu o
erkekten evvel atar. Çıkan çocuklar onun için şeytan olur. Anneye
babaya, devlete, millete asi olur. İnsanlığa bela olur. Onun için bütün
azalarına sahip olman gerekir. Allah (c.c.);
-
Bu azaları Ben sana teslim ettim, sağ selamet verdim, emanetimdir.
Başkasının eline, özellikle düşmanımın, cümle enbiyaların, cümle
evliyaların düşmanı, sizin, insanların, müminlerin düşmanı şeytana
bırakmayacaksın.
Emir bu.
Emri bıraktığın zaman hain olursun. Hıyanetin büyüğü budur. Allah'a
karşı hıyanet en büyük hainliktir. Bir kimse Allah'a karşı hain oldu mu
kullara karşı hain olmaz mı? O kimse herkese hain olur. Demek ki ilk
emaneti gözeteceğimiz Cenab-ı Hakk'tır sonra Cenab-ı Hakk'ın nasıl
bizden hoşnut olacağıdır. Sen Cenab-ı Hakk'ı hoşnut etmediğin vakitte,
Cenab-ı Allah seni nasıl hoşnut olacağın bir vasatta buldurur? Yani sen
hayattan nasıl hoşnut olursun? Olamazsın. Sen emaneti gözettiğin
derecede, dikkat ettiğin derecede hoşnut olacaksın.
-
Alameti nedir?
Eğer Cenab-ı
Allah senden razı olmuşsa ‘o gün’ belli olur. Allah'ın senden razı
olduğuna karşı alametini tecrübe edebilmen için söylersek;
-Acaba
bugünkü günde Cenab-ı Hakk'ı hoşnut ettim mi, etmedim mi?
Dersen,
dinde her şeyi belli eden, ölçen, döken bir usul vardır. Eğer sen bugün
Cenab-ı Allah'ı memnun ettim mi diye merak ediyorsan: Yatsı namazından
sonra yeniden abdest al, taharet üzere ol, iki rekat namaz kıl. Eğer
namaz borcun varsa, niyet edip;
-
İki rekat geçmiş sabah namazına
Diyerekten
onu kıl. Sonra elini aç, Cenab-ı Allah'a münacat et. Ayağa kalk, kıyam
el, kıbleye karşı teveccüh et. Kıbleye yüzünü çevir;
-
Ya Rabbi, bizim yüzümüzü ne dünyada ne kabirde kıbleden çevirme
Diye niyaz
et. Çok kimseleri biz kıbleye doğru çeviririz de çoğu kıblede kalmaz.
Beyazıt-ı
Bestami hazretlerinin huzuruna bir nebbaş (kefen soyucu) gelmiş;
-
Tövbe edeceğim, bana yol var mı?
Demiş,
Beyazıt-ı Bestami hazretleri;
-
Hay hay, tövbe kapısı açıktır
-
Öyleyse bana tövbeyi telkin edin
Sultan
tövbeyi telkin edip talim etlikten sonra;
-
Sen bunca zamandır kabir açarsın, kefen soyarsın, ibadullahı kefensiz
yatırırsın, ne gördün?
-
Şimdiye kadar ben bin kabir açtım, bin kefen soydum
-
O kabri açtığın vakitte ne gördün, neye şahit oldun?
-
Ey sultan, iki kişinin dışında hepsinin yüzünü kıbleden döndürülmüş
buldum.
İki kişiyi
kıbleye karşı yatırıldıkları gibi bulmuş, ötekilerin hepsini melaike
başka tarafa çevirmiş. Kıbleden döndürülen adamın işi zordur.
Sen gece
vakti, dünyanın işini bitirdikten sonra iki rekat namazı kılıp kıyam
edip, kıbleye karşı durup;
-
Ya Rabbi, bizim yüzümüzü ne dünyada ne kabirde kıbleden döndürme, ben
yüzümü yerlerin ve göklerin yaratıcısına döndürdüm,
Diyerek,
İbrahim peygamberin münacatını okuyup, onu bilmezse, üç kelime-i Şahadet
getirecektir. Sonra ayakta yetmiş kere "Estağfirullah" diyecektir.
*
ne kadar noksan amelimiz varsa tamamlamak için,
*
ne kadar eğri işimiz varsa doğrultmak için,
*
ne kadar kötü niyetimiz varsa güzel niyetlere döndürmek için
ve bizi
günahlardan paklamak niyetiyle yetmiş kere istiğfar edilecektir. Kıbleye
bakarak huzur içinde istiğfar edersin. Ondan sonra yüz defa Peygamber
Efendimize salavat;
"Allahümme
salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin vessellim"
Bunu
Efendimize, cümle evliyalara ve enbiyalara hediye edip Fatiha-i şerifeyi
okuduktan sonra olduğun yerde;
-
Şu anda
huzur-u Rabbil Aleminde duruyorum, Cenab-ı Hak beni görüyor, Cenab-ı Hak
beni işitiyor, Cenab-ı Hak bana bakıyor
Diyerek
üç-beş dakika otur. O şeref makamıdır. Allah ile olduğun lahzalardır.
Şeref alırsın, nur alırsın. İşte o zaman senin kalbine bir serinlik, bir
hoşnutluk, bir ferah, bir genişlik geldiyse bil ki Cenab-ı Allah
hizmetini kabul edip hoşnut olmuştur. Rahat yat. Ruhun kabz olursa
makamın Cenneti Ala'dır. Buna dikkat edelim. Günler boyuna dürülüp,
derlenip toplanmakta, haftalar, aylar, dürülmekle, devrilmekte, yıllar
yine toplanmakta, kıyamet yaklaşmaktadır. Allah'ın divanına ya bir
sabah, ya da bir akşam çağrılacağız. Madem ki inanmışız, Allah'ın
hoşnutluğu ile Onun huzuruna gitmeye gayret edelim. Cenab-ı Hakk'ı
darıltmış olarak huzuruna gitmekten Allah bizi saklasın.
el-Fatiha
http://www.naksibendi.net/sohbetler/AlemlerinRabbi.html
|