DİGİTAL
HAKKANİ
SOHBET
1
2
3
4
5
6
7

4

Nakşbendi Yolu
Hazret-i Şeyh Muhammed
Nazım Kıbrısi el-HAQQANİ

Hazret-i Şeyh yeni bir
müride Biat Verirken...
Bismillahirrahmanirrahim
Bizim
yolumuz, Nakşibendi yoludur. Allah'a giden yolların başıdır. Her kim bu
yola girmiş ise saadet bulmuştur, selamet bulmuştur. Şekavetten
kurtulmuştur. Eşkıya, cehennem gediklileridir. Eşkıya, kötü nefse
uyandır;
-Kötü nefis
kimi takip eder?
Şeytanı
takip eder. Şeytanı takip eden adam hayır etmez. Kumarhaneye giden adam
da hayır etmez. Meyhaneye giden, kerhaneye, eğlence yerlerine, gece
hayatına alışan adam hayır etmez. Sen bilirsin istediğin yere git.
Cennet yolu da açık, cehennem yolu da. O kimse yanacaktır. Yanan
kendisidir. Onun yerine başkasını yakmazlar. Belki dünyada yaptığı
suçları başkasının üstüne atar, mahkum ettirir, kurtulur ama kıyamet
gününde yalancılık geçmez. Bu dünya yalan dünya, yalancılık çok geçer.
Geçer ama üst üste biriktiğinde de o kimse çok çekecek, Onu dünyada
çuvala sokacaklar. Belki bir gün bütün azaları da tutmaz olacak. Vücudu
teleme olacak. Belki kırk tane makine bağlayacaklar. O kimse diyecek ki;
-Bırakın
beni, ızdırabımı kabrimde çekeyim.
Aman ne
yaşamak. İpin üzerindeki adam yaşıyor, ipi bir parça gevşek bırakırlarsa
nasıl yaşar düşün. Çırpınır, kurtulmak ister ama kurtulamaz. Ondan beş
beter olur. Bu teknoloji denilen bela ile o kimseyi yatağa bağlayıp her
bir yerine tel bağlarlar. Burnunda ayrı, ağzında ayrı, altından ayrı.
Nerede delik bulurlarsa oraya, delik bulamazlarsa yeni bir delik açarlar
ve evlatlarını getirip;
-Bakın
babanız ne güzel yaşıyor, körük gibi göğsü kalkıp iniyor. Çekersek
yaşayamaz, katil olursunuz onun için bırakın yaşasın. Hortumu çekerseniz
babanızın, akrabanızın katili olursunuz o henüz yaşıyor.
derler.
Herifin çektiği kabir azabı. Adam ölmüş zaten, o körüğü
koydular ki
nefes alıp veriyor diyerekten göstermek için. Cehennem
azabı. Bir
zaman sonra paranın bittiğini anladıklarında,
-Çekelim
yeni birisini bağlıyalım buraya, biri gitsin, on tanesi gelsin sağılacak
çok var.
Din iman
kalmadı. Allah hastanelere düşürtmesin. İnsaf diye bir şey bulunmaz,
-O adamın
neticesi nedir?
Kabre
inmeden kabir azabı çekmektir. Sen çekersin, senin yerine kimse çekmez.
Senin yerine oğlunu, kızını getirip yatırtmazlar, seni bağlarlar. Ondan
sonra işin tamam oldu mu, seni kapıda bildirirler. Bazıları davul
zurnayla gider, giden ölülere melaikeler kafalarına vurur. Kafamıza
vuruyor derler. O davulla zurnaya dışarıda kaç tokmak vuruluyorsa, o
sayıda melaikeler tarafından kafasına vurulur.
- Utanmaz
herif, davul zurnayla mı gideceğini vasiyet ettin? Sen Müslüman değil
miydin? Hangi dindendin sen? Hangi kitapta yazar davul zurnayla ölü
götürmeyi, mozart marşıyla mezarlığa gelmeyi, hangi kitapta gördün sen?
Al bir de bizden...
diye
dışarıda davula her vuruşta on melaike kafasına vurur. Omuzda tutup
götürürken de, cenaze arabasında da kaç tabut hoplaya hoplaya gider,
kafasına her vuruşta tabuttan çıkacak gibi olur. Akıllarınızı başınıza
alın!
Tek tek
yaratıldık, tek tek dünyaya geldik, tek tek dünyadan götürüleceğiz.
Herkes bir yerde doğar, büyür, sonra dünyadan tek başına çıkar. Şanlı
bile ölseler yine ayırt edilecektir Herkes çekeceğini ayrı çeksin diye,
bir tabut ona bir tabut ötekine verirler. Dünya çok aldatıyor. Onun için
dünyanın zilleti, kafirlerin zillesinin altında kalmıştır. Bunlar
gördüğümüz, duyduğumuz meselelerdir. Bir de maneviyatla görülen,
işitilen mesele vardır. Onlar tedbir alalım diye bize söylüyorlar ve
işittiriyorlar. Bir gün bizi de mezarlığa taşıyacaklar. Bizi İnşallah
tevhit çekerek götürürler. Allah'ın hoşlanmadığı, davul zurnayla
gitmektir. O dünya ehline yapılan son selamlıktır. Lakin öbür tarafta
makbul değildir. Daha ziyade melaikeleri kızdırır, şiddetlendirir.
Yakasından tutarlar, hafiften değil, iyi sıkı döverler, ezerler. Allah
bize güzel akibet nasip etsin, akibetimiz güzel olsun. Sonun iyi
gelmedikten sonra senin bu dünyadaki rütben, çocukların, altınların,
paşalığın ne içindir? Sana ne yararı vardır? Bu kadar saltanatlı yaşadık
biz buna layık mıyız dersen, sen kendin layık gördün;
- Allah'ım
son gürlüğü ver, ahiret saltanatı ver, nasip et, Senin rızanla dünyadan
çıkayım!
demedin ki,
dilemedin ki... Sen dünyanın nimetlerinin tadını çıkartayım, dünyanın
zevk-ü sefalarını çıkartayım, dünyada çok güzel yaşayayım diye uğraşıp,
bunları gaye edindin. Sen bunlar için uğraştın, bittin, tükendin. Son
gürlüğü istemedin ki sana bir şey verilsin. Allah de, Allah'ı unutma ki;
insanların seni bıraktığı gibi Allah da seni bırakmasın. İnsanlar çok
kimseleri bir gün bırakırlar. Bir kimse dünya saltanatına küsse,
insanlar ona dönüp bakmaz olur, arayıp sormaz olur. İnsanlar bırakır.
Sen Allah de ki; insanların seni bıraktığı gibi de Allah seni
bırakmasın. Allah seni bırakırsa, bütün insanlar sana toplansa sana
hiçbir yararı yok. Ahir zamandayız, dünya eskimiştir. Eskimişin manası:
bocalmış, yaşlanmış dünyadır. Biz ahir zaman ümmetleriyiz, gene ahir
zaman ümmetlerinin sonundaki ümmetleriz. Onun için herkes dünyaya
aldanmayıp, ahiret içinde kazanç yolu aramalıdır. Herkes dünya için
kazanç yolu arıyor. Şimdiye kadar hepimiz geçindik Elhamdülillah...
İşleyen, işlemeyen geçindik. Kazanan da kazanmayan da geçiniyor bu
dünyada. Lakin dünyada çok kazanan çok yiyemiyor. Çok kazanan dünyayı
ahirete de aktaramıyor. İnsan dünyada çok kazanmayı bırakıp bir parça
aşağıda durmalıdır. Ahirete vakit ayırmalıdır, ahiret için kazanmaya da
bir parça gayret göstermelidir, yirmidört saatin içerisinde yarısı değil
de her saatten bir dakika dersek, yarım saat yani günün ellide birini
ahiret için vermeye aklı kesmez mi? Veremez mi? Bu da ahiretim için
olsun diye günde bir defa abdest alıp, akşam eve döndüğünde;
- Ya Rabbi,
öğlenin akşamın farzlarını kılamadım
diye
farzları ve yatsı namazını da kılsa, yarım saat bile etmez. Cenab-ı
Allah ona bakıyor.
"Benim kulum
acaba beni aklına getiriyor mu? Kulum beni hatırlıyor mu? Gecenin içinde
hiç olmazsa ellerini kaldırıp üç defa Ya Rabbi! diyerek beni çağırıyor
mu, kulum beni bu kadar mı unuttu?" dedirtmemelidir. Kul Allah'a karşı
kendini unutturmamalıdır. Dikkatli olmalıdır. Elhamdülillah Bizim
sözümüz hak ve gerçektir. Şüphesiz sözlerdir bunlar. Kuran-ı Kerim'de
de, Peygamber’den de (a.s.). bize olacaktan haber veriliyor. Az da olsa
adım atmaya, hak yoluna ayağını basmaya gayret etmelidir ki büsbütün boş
çıkmasın. Günah pisliktir. Müslüman temizdir.
Zahirde de, batında da temizdir. Günah bildiğin şeyi yapma. Günahı
bilmediğin vakitte bağışlanır. Günahı bildiğin vakitte olmaz; ayağını
bilerek pisliğin içine sokmaktır. Günaha niçin giriyorsun, günaha girme
temiz dur. Pis bir yere basan bir kimse ayağını temiz bir yere sürer ki
pisliği gitsin diye. Tövbe aklına gelsin. Kimseye duyurmak istemezsen
geceleri “Tövbe Ya Rabbi!” de. Cenab-ı Allah'a “Ya Rab çok
günahlara girdim, senin affın çoktur” de. Allah'ın yanında genç
insanın ibadeti makbuldür, sevgilidir. Allah (c.c.) ademoğluna,
gençlerin yüzü suyu hürmetine İslam'a kuvvet verecektir. Zarar yoktur.
Kuvvet yalnız top tüfek ile değildir. Kuvvetin mana ve mantığı başkadır.
Top tüfek kuvveti mana ifade etmez. Kuvvet imanın kuvvetidir. Onu elde
etmeye bak, başka kuvvet yoktur.
el-Fatiha
http://www.naksibendi.net/sohbetler/NaksibendiYolu.html
|