DİGİTAL
HAKKANİ
SOHBET
1
2
3
4
5
6
7

3

EDEB YA HU
"Sümbüllü Dergah"
Hazret-i Şeyh Muhammed
Nazım Kıbrısi el-HAQQANİ

Hazret-i Şeyh yeni bir müridi
kabul ediyor...
Bismillahirrahmanirrahim
Her kim
Şeriata kendini uydurmak islerse, Tarikat yolunu gözetecektir ki Şeriatı
tutabilsin. Şeriat; ilimdir. Tarikat; ameldir. Birbirinden ayrılması
yok, tatbikatı vardır. Tarikat mana olarak "yol" dur. İstılahta manası;
Allah'a giden yol demektir. Öyleyse Allah'a gidecek, Allah'a kavuşmak
isteyen, Allah'ı bulmak isteyen insan, Allah'ı Onu razı ettiği halde
bulmak isteyen kimse Tarikat edebine dikkat edecektir. Tarikat üzere
talim gösteren makam, Lefke'deki dergahımızdır. Buraya bazı zatlar;
"Sümbüllü Dergah" derler. Burada Tarikat edep, usul ve istilah
gösterilir. Tabi bu acemi efradın ilk talim gördüğü yere benzer. Kapılar
açıktır, nasibi olan kimseler gelir. Buraya kîm gönderilirse, ihtiyacı
olan, iyi olmak ve daha iyi olmak isteyen gelir. Hasta iyi olmak İçin,
deli akıllanmak için, cahil öğrenmek için, şaşkın doğrulmak için, eğri
düzelmek için, kafir gelir imana gelmek için, asi gelir tövbe etmek
için, şaşkın gelir doğrulmak için, günahkar gelir Allah'ın mağfiretine
ermek için, mümin gelir Allah'ın mağfiretine ermek için, taat ehli gelir
Allah'ın cennetini bulmak için, Cemalullahı isteyen gelir, ilahi visale
ermek için herkes gelebilir. Burası merkezdir. Bütün milletler İçindir.
Bu kapıdan kimse geri çevrilmez. Ancak nasipsiz olan kimse gelmez.
Mevlana
Celaleddin-i Rumi;
"Kafir de
olsan gel, mecusi de olsan gel, günahkar da olsan gel" diyor.
Uzak durma
bu kapı geniş bir kapıdır. Kişileri temize çıkartmak için ve Allah'ın
huzurunda lüzum eden edepleri öğrenmek için bir makamdır. Kim islerse
gelebilir. Buraya geldikten sonra buradan çıkan adam doluysa boş gider.
Boş gelirse dolu gider. Buraya kendi bildiğinden başka bir şey kabul
etmeden gelen adam dolu gider, çünkü buradan bir şey alamaz. Dolu ibriğe
su konmaz. Dolu gelen yine geldiği gibi gidecek. Burası talim
merkezidir. Buraya gelenleri azar azar tarikat usulüne göre terbiye
etmek vardır. Buraya seyirci gelen kimse seyreder, alabildiğini alır
çıkar gider. Yok eğer bu yolda daimi olmak isteyen kimseye, şeyhliği
kabul eden adama talimat başkadır. Şeyhliği kabul ettin mi riayet
edeceksin:
Bu makamda
Şeyh Efendi var, söz onundur, emir onundur ve onun iradesi burada yürür
Bu ilk
öğrenilecek meseledir. O zaman şeyh Efendi yirmidört saat hangi makama
giderse o kimseyi de beraber alır, değilse olduğu yerde kalır. Tarikat
edebini ve terbiyesini öğrenecek kimsenin ilk bileceği mesele; Şeyhinin
emrinin dışına çıkmamaya gayret elsin, çıkarsa sopa yer. Sopa hayvan
içindir. Kendini hayvan yerine koydurma insan dur, ne azar işit ne sopa
ye. Şeyh Şerafettin hazretleri, Sultanımız Abdullah Dağıstani
hazretlerine;
"Abdullah
Efendi bu kadar senedir sana dikkat ediyorum bir defa kendine yaramaz
dedirtmedin" demiş.
Bu kadar
edebi güzel, hizmete hazır bir kimseydi. Yaramaz dedirtti mi kendini
aşağı düşürür. Buraya gelen giden kimselerin kendilerini idare etmeleri
lazımdır. Bir gün Büyük Şeyh Elendi hazretlerinin sohbetinde bana;
"Yirmidört
saat zarfında, İhvanlardan bir kimse yirmidört türlü zıt üzerine geldiği
halde halen fiilen bir gazap, bir öfke izhar
ederse o
kimse Tarikatın dışında kalır." dedi.
Senin
darılman başka, izin verilen insanın darılması başka, izin verilmeyen
adamın öfkesi başkadır. Tahammül edememesi, beğenmemesi,
hoşlanmaması,zil bir iş gördüğünde yirmidört saat tahammüle dayanamayan
adam Tarikatın dışında kalır. İhvan bir kimse ihvanlardan gelecek
yirmidört çeşit zıtta karşı tahammül edecek, halinin değiştiğini,
Öfkelendiğini, bozulduğunu, darıldığı-nı, gücendiğini, küstüğünü
göstertmeyecek. Bir ihvan bir ihvana üç gün küsse, küsmesi üç gün devam
etse kırk gün şeytanın temellütü altına yani eline girer. O zaman o kırk
gün İçerisinde dünyadan gitse, şeytanın hükmü altında kalıp,
imansız
gider, ö onun imanını çalar. Bir kimse kemal makamında olursa, yani
yetişir, olgun bir hale gelirse o zaman ona izin verilir, İzin
verilmediği takdirde ta çilesi doluncaya kadar onun etrafındaki
kimselerden gelen hareketlere karşı tahammül göstermesi mecburidir.
Kendinin noksaniyetlerini tamamlar, hangi tarafı zayıftır diye yoklar ve
Şeyh onu takviye eder. Onun İçin Tarikat usulü kolay yol değildir. Eğer
adam olmak istersen kendi adetlerimizi, alışageldiğimiz halleri
bırakacağız. Eğer adam olmak islemezsen, gene nefsinin eşeği olacaksan o
zaman ne istersen yap. Burada olur, gelen gidenle kavga el dövüş, sövüş
hiç korkma nefsinin eşeğisin. Yok eğer nefsine bineceksen, süvari
olacaksan, o zaman çilen dolacak ki adam olacaksın;
- "Şöyle
derim, böyle yaparım..." demek çok kolaydır.
Dışarıdakilerin hepsi Öyle yapar. Dışarıdaki adamla bizim
yanımızdakilerin ne farkı var? Dışarıdaki senden daha sabırlı olursa
buradaki adamın ne kıymeti var? Dışarıdaki adam kadar sabredemezsen
Tarikatta o adamın işi
nedir?
Burası nefsani ahlakları bitirecek tedavi merkezidir. Nefsani ahlakların
içerisinde en kötü olanı nedir? Nefsinin bir türlü bırakmak istemediği
-"Ben en
iyisi olayım, ben en yükseğiyim, bir numarayım, ben yakar yıkarım,
hepsinden ileriyim..." demesidir.
Beyazıt-ı
Bestami hazretlerine bir alim gelmiş;
- Ya Şeyh,
intisap etmek isterim, Tarikat alayım bana usul bildir!
Bunun
üzerine Beyazıt-ı Bestami hazretleri;
- Git saçını
sakalını sıfır traş et, ondan sonra bir torba ceviz al, hisarın dışında
çocukların cirit oynadığı bir meydan var, oraya gideceksin, o bir torba
cevizi de yanına koyacaksın çocukları yanına çağıracaksın başını açıp
"Bir şaplak vurana bir ceviz, iki şaplak vurana iki ceviz, üç şaplak
vurana üç ceviz"
- Ya Şeyh
bu nasıl iş, bu nasıl Tarikattır? Böyle Tarikat mı olur? Böyle Tarikat
olduktan sonra ben girmem.
- Girmezsen
buyur başka tarafa git daha başkasını sana söylerler.
Halid-i
Bağdadi hazretlerine şeyhülislam gelmiş ve demiş ki;
- Tarikata
gireceğim, intisap edeceğim
- Kabul
ettim seni, cemi'ül kebirin abdesthanelerindeki istinca taşlarını Dicle
nehrinde yıkayacaksın, temizleyeceksin, getireceksin. Abdesthaneye gelen
insanlar taharet ederken temiz taşlar bulacaklar. Pis taşları götürüp
temizlersin, temizleri getirirsin.
- Peki baş
üstüne, başka?
- Başka yok,
senin işin bu.
İnsanın
nefsi çok yüksekte durur. (Haşa) Allah'ı da geçmek ister. Sen bildiğinle
mağrur olursun. Senin bildiğinin bir fazlasını şeytan bilir.
Bildikleriyle mağrur olanların hepsini Allah aşağı indiriverdi.
- Amel
nedir?
Ameline
mağrur olacak olursan şeytanın yerde ve gökte secde etmediği bir karış
yer yok. Öyleyken mağrur oldu, gitti.
Halid-i
Bağdadi Hazretleri Şeyhülislamı mağrur olmaktan, gururdan kurtarmak
için birdenbire onun seviyesini indirip;
- Git, böyle
temizlik yap, dedi.
- Peki,
dedi.
Nefsini o
derecede bitirdiği vakit, bir gün sabah namazından sonra Şeyh Efendinin
dizinin dibinde oturmuş;
- Gözünü
yum. Gözünü yumdu;
- Aç! dedi
ve kendisini Kabe-i Muazzamada oturuyor buldu. Bağdattan Beytullah kırk
günlük yol.
Diğer alim:
- Saçı
sakalı niçin traş edeyim ki? Çocuklar ceviz vermeden de vuracak, ceviz
bulduktan sonra epey şaplak yiyeceğim!
Onun için
insanların çoğu bu gurur içerisinde olur. Tarikat bu gururu düşürtmek ve
nefsini indirip bitirmek ister. Nefisle beraber Tarikat yürümez.
- Şeyh ne
lazım bana!
dersen sana
şeyhlik yapacak şeytandır, nefistir. Buna dikkat edilmesi gerekir. Kendi
iradeni bitirmeye bak, şeyhin iradesi vardır. Bu dergah'ta Allah'a giden
yolun başı olarak nefsini sıfırlayacaksın. Çünkü Allah seni nefsinle
kabul etmez. Allah'ın huzuruna nefsinle gidemezsin.
- Bırak o
küstah ve asi nefsini...
- Nasıl
geleyim?
- Ya Eba
Yezid, "utrub nefse ve taal" Nefsini bırak, bana gel, nefsinle gelme
bunu istemiyorum.
Tarikat
meselesi nefsi sıfırlamak içindir. Nefis pisliği ile huzura giremezsin,
bitireceksin. Ona göre dikkat edin. Çünkü vakitler yakındır. Bu hafiften
talimatımız birazdan ciddi talimata döner ve size halvet ve riyazat emir
olunur. Lakin halvet ve riyazatı daha önceki emirleri tutamayan adama
veremeyiz. Halvete girmeyen adam da yol kesemez. Halvete girdi mi
roketin içine bindi demektir, çıkacaktır, melekuta yol verilecektir.
Bakılır; talimat dinlediği yok, bu iş için yaramaz diye rapor verdi mi
rokete bindirmezler. Rokete binecek adam kaç türlü imtihandan geçer.
Melekuta gidecek adamın da kendi Şeyhinden itibaren bütün şeyhlerin
imzası lazım. Büyük Şeyh Efendi hazretlerinden sonra Efendimizin (a.s.)
imzası lazımdır. Büyük Şeyh Efendi hazretleri:
"Her gün
şikayet istemem, şikayet mevzunu bırakın, birbirinizle gül ile bülbülün
muhabbeti gibi muhabbetle geçineceksiniz, değilse Kaf dağının arkasına
atarım, bu yeri bir daha göremezsiniz. Başka zatın emrine attığım vakit,
onların terbiyesinde benim gibi müsamaha yoktur, 'Bu yaramazı sen yarar
hale getir' deyip gönderdiğimiz vakitte o insanın orada çekeceği
vardır"
Onun için
mümkün mertebe dikkatli olalım da meşayıhın huzurunda yüz aklığıyla
bulunalım ve oraya varalım.
el-Fatiha
http://www.naksibendi.net/sohbetler/EdepYaHu.html
EVLİYALARIN
GÜCÜ
İnanmayan
kimsenin yalnız kafası çalışır, inandığı vakitte, kafaya kalp takviye
eder. Allah nurlarını artırır. Bir zaman gelecek ve teknolojiye ihtiyaç
kalmayacaktır. Adem (a.s.) yeryüzüne indirildiğinde, onun yeryüzünde
dolaşması öyleydi ki adımını attığında ufka ayağını basardı. Ayağını
bastığı yerde şehir oluştu. Nerede namaz kıldıysa orada mescid oldu. Bu,
en azından o zamanki müminlere olacak olan keramettir. Adımını meddül
basardı, yani gözünün yetiştiği yere kadar basmak. Ondan ilerisi tay
sahiplerinindir. İstediği anda maşrıkta olabilir. Gözünü yumup açtığı
anda Tokyo'yu mu istiyor, Tokyo'dadır, Amerika'yı mı istiyor
Amerika'dadır, şimal kutbunu isterse oradadır. Hiçbir engel yoktur.
Keramet
babından olanlara yedi yerde ruhani kuvvetiyle görünmesine salahiyyet
vardır. Aynı anda yedi mecliste aynen bulunabilir. Yedinin üzerinde
yetmiş yerde bulunacak olan da vardır. Yedi yüz yerde bulunacaklar
olduğu gibi yedi bin yerde bulunabilenler de vardır. Yetmiş bin yerde ve
daha üzerinde yedi yüz bin yerde aynı anda kendi ruhani kuvvetiyle
cismani hayat ile görünebilecek kimseler de bulunur. İnsan acayiptir.
İnsan Cenab-ı Hakk'ın halifesi olarak yaratıldığı için onun küçük
görülmemesi gerekir. İnsana giydirilen rütbe hakikaten büyüktür. Bizim
cirim olarak yani bu alemde tuttuğumuz hacim itibariyle hiç önemimiz
yoktur. Lakin insanın taşıdığı mana ile önemi, kainattan büyüktür. Onun
için inanmakla fayda vardır. İnandığınız derecede size kuvvet verilir.
Bilgisayarlar verilen bilgiyi zaptediyor. Evliyaullah'ın verdiği elbette
ki bilgisayardan çok kuvvetlidir. Binaenaleyh, bir kimseyi bir defa
gördüğünde içeriye almaktadır, bitmiştir. İçeride mevcuttur, kaydı
vardır.
el-Fatiha
http://www.naksibendi.net/sohbetler/Evliyalar.html
|