DİGİTAL
HAKKANİ
SOHBET
1
2
3
4
5
6
7

14

Sultanın Kulları Güzel, Etkileyici ve Nurlu Olmalı !..
Hazret-i Şeyh Muhammed
Nazım Kıbrısi el-HAQQANİ

Bismillahirrahmanirrahim
28 Şaban
1428 / 9 Eylül 2007
Lefke, KKTC
Esselamun
aleyküm!... Hoşgeldiniz!
Yüce
Allah’ın ve Onun Meleklerinin Rahmeti ile, hoşgeldiniz!
Hoş
karşılanmış insanlardan olmaya calışın! Onlara, bu hayatı ebedi hayat
için bırakırken, melekler gelip ebedi hayatın kapılarını açıp,
“Hoşgeldin, iyi kul!“ diye davet edecekler.
Euzu billahi
mineş-şeytanirracim
Bismillahir
Rahmanir Rahim.
Ya Rabbena,
leke-l hamd!
Hamden daima
ma’a kuludik!
Ve selatu ve
selamu ala Seyyidina Muhammedin ve ‘ala alihi ve sahbihi,
Hakka
kadrihi ve mikdarihi l-‘azim!
Ey insanlar,
af dileyin! Herkesin Yüce Allah’dan af dilemeye ihtiyacı var çünkü bir
şeyler yapıyoruz – Meded, ya Ricalallah – kulluğumuz pek aziz değil.
Bizim yaptığımız kulluğumuz kul olmanın alt seviyesinde ve bizler tüm
gücümüzü ve çabamızı dünya için veriyoruz!
Bu bela’un
‘azim... Bu belanın en büyük nedeni: Dünya için yaptığımızı, Yüce Allah
için yapabilsek, bu dünya cennet gibi olurdu. Ama inananların yaptığı
zayıf itaat veya kulluk! Yine de şöyle diyorlar: “Biz iyi kuluz!” Sen
bir iyi kul olduğunu söyleyemezsin! Hiç kimse iddia edemez! Hiç kimsede
hiç bir yetki yoktur “ben iyi kulum” demeye. Her zaman bakıp şöyle
söylemeniz gerekir: “Ya Rabbimiz, bizim hiç bir zaman Sana ibadet etmeye
gücümüz yetmiyor!”
Bir zaman
Hazreti İsa gidiyormuş, her zaman giderler.. çünkü Peygamberlerde İlahi
nur bulunur göklerden ışıklandırılmış olan ve bu ışık veya nur onların
yüzlerine yansır... Rabbine ibadet yapmaya çalışan sıradan insanlarında
yüzlerinde ışık veya göklerden gelen nur gözükmeye başlar...
İnsanlar
güzel yüzlü veyat etkileyici veya nurlu gözükmeye çalışırlar – yalnız
kimin için? Başka insanlar için! Herkes diğer insanlara “aman ne de hoş
insan.. ne de güzel hanım!” şeklinde gözükmeyi severler. Maddi yöntemler
kullanıp kendilerini güzel ve etkileyici gösterirler. Olamaz!
Güzellik
veya etkileyicilik göklerden veya Yüce Allah’dan gelir, O dur Kendi
kuluna İlahi nur veren ve Yüce Allah’dır Kendi kullarını nurlandıran!
O sever
Kendi kullarının güzel görüntülü yüzlerle gözükmelerini. O sever bunu!
Her hangi zengin insanların veya sultanların veya kralların veya
imparatorların askerleri veya kulları arasında çirkin yüzlü, karanlık
yüzlü olanını bulamazsınız. Onların hepsini çok güzel ve etkileyici ve
bir kahraman görüntülü ve yüzlerinde İlahi nur ile görürsünüz!
Sultanlar
böyle insanlar kullanırlar çevrelerinde.. Kralın veya Sultanın
kadrolarında bulunan herbirisi iyi yüzlü ve nurludur, nefret ettiren
değildir. Nefret edilen değildir! Hayır! Herkes onlara bakınca
kalplerinde hoşnutluk hisseder ve Sultanlarına karşı sevgileri ve
bağlılıkları artar. Bu çok önemli! Ve Yüce Allah, O çok sever Kendi
kullarını mümkün olduğu kadar güzel veya etkileyici görünmelerini ve
yüzlerinde güzellik ve nur görünmesini.
Yalnız böyle
insanlar bizim zamanımızdan önce vardılar, o zaman onların bir çoğu göz
önündeydiler ama şimdi bu tür insanlar hepsi, her biri saklı.
Saklılar... Öyle ki şimdi o kadar çok çirkin yüzler..! Çirkin yüzler!..
Yüzlerinden karanlık saçıyor!.. Her yeri saran.. ve hepsi diyorlar: “Biz
İlahi Hizmet peşindeyiz!” Olamaz! Olamaz!!
İlahi
Hizmet’e ait olanlar nurlu olmalı, insanların kalpleri onlara doğru
çekilmeli. Bu yüzden, mümkün olduğu kadar çok zaman, belki de
zamanımızın tümünü Yüce Allah'ın İlahi Hizmetine vermeliyiz ki, heybetli
gözükesiniz, üstünüze şeref ve yüzlerinize nur gelsin.
Hazreti İsa
geziyordu... Tüm Peygamberler geziyordu çünkü insanlar çoğunlukla
cehalette. Cehalette olanlar hemen Şeytanın ilan ettiği bir şey duyunca
koşarlar: “Oh, bir meşhur pianist gelmiş.. bir meşhur profesör.. bir
meşhur böyle ve şöyle...” Hemen koşup görmeye, onlarla buluşmaya..
Yalnız bir ermiş insan için saçları bile titremez, oynamaz, “Ehhh”
derler.
Bu yüzden
bakarsanız, her gün televizyonda görüyorsunuzdur, bazı insanlar geliyor
ve yüzlerine bakınca, yüzlerinde hiç bir şey yok, yalnız belirtiler..
Şeytanın belirtileri şu adamın veya kadının üstünde! Bunlar şimdi şarkı
söylemeye veya enstrümanların çalmaya başlayınca "– ohhh" , binlerce
insan ayağa kalkıp sonra oturuyorlar.
Bu demek ki,
insanların çoğu Şeytan'ın
hizmetinde olmaya doğru gidiyorlar. Her şeyi Şeytan için yapıyorlar,
Allah için değil.
Böylece bunların
yüzleri çok, çok çirkin ve sesleri çok kötü.. Bağırıyorlar ve dans
ediyorlar, oynuyorlar.. ve bunu öyle bir kirli şekilde yapıyorlar ki… Çünkü
insanlar başlardan ta bugüne kadar Şeytan için olmayı seviyorlar.
Sıradan insanlar için şeytani insanların peşinden gitmek hoş geliyor..
Şeytani insanlar Şeytana ait.. Hazreti İsa, Yüce Allah O'na şandan ve
şereften elbise giydirmiş ve kendi sırrında korunmuş, Allah O'nu
korumuş.
Hazret-i
İsa.. Bir kere yine gidiyormuş, belki ona ilgi gösterebilecek insanlarla
karşılaşır diye. Bir gün bir dağlık bir yere varmış ve bakmış ve bir
âbid görmüs.. ‘Âbid’ demek, kendisini yalnız Rabbinin hizmetine adamış
birisi; rahip gibi.. bunlar gerçek olanları taklit ediyorlar ama çok
uzaklar,çok uzak.. Bir yerde oturup ibadet eden adama rastlamış.
Hazret-i İsa sormuş: “Sen kimsin?” Ve bu da cevap vermiş: “Ya Hazreti
İsa! Sen niye benim ismimi sorarsın? Niye sormuyorsun benim sana şimdi
söylediğim gibi: Nasılsın burada, ya Hazret-i İsa? Niye böyle
sormuyorsun ve ‘nasılsın?’ demiyorsun. Ben senin için ‘sen Hazret-i
İsasın’ diyorum. Sen bilmiyor musun benim kim olduğumu?”
Oda
buyurmuş: “Evet, biliyorum yalnız ben sana İlahi izin olmadan bir şey
göstermeyi sevmem, yapamam. Bu yüzden sana ‘sen kimsin’ diye
soruyorum.”
Ve bu ibadet
eden rahip veya abid demiş: “Ben de Rabbimin zayıf bir kuluyum.”
“Ne
yapıyorsun burada?” Peygamberlerin böyle sordukları sorular ta’lim
için.. terbiye ve eğitim için..
“Ben
buradayım, Rabbime, Yüce Allah'a bir şey yapmaya çalışıyorum!”
“Ohhh! Kaç
senedir buradasın?”
“Aşağı
yukarı 700 senedir buradayım.”
“Evin
nerede?”
“Ben yalnız
buradayım, bir ev hatta bir oda yapmaya bile ihtiyacım yok,” demiş.
Hazret-i İsa
sormuş: “Kendine bir ev yapmayacak mısın? Ya Hu, güneşten korunmak
için veya soğuktan korunmak
için
bir küçük evin kulüben olmasın mı? Burada o kadar senedir
yaşıyorsun. İklimler değişiyor.
Bazen
sıcak oluyor, bazen soğuk ve bazen yağmurlu, bazen güneşli.. İhtiyacın
yok mu senin?”
“Yok, zaman
yok benim için! Hiç zamanım yok bir şey inşa etmeye çünkü bana haber
verildi.. Rabbimin bazı özel kullarından. Bazı Peygamberler benimle
görüştüler ve bana iyi öğütler verdiler ve benim yalnız 700 sene
yaşıyacağımı söylediler.. ve 700 sene o kadar uzun bir hayat değil. Bu
yüzden benim de yeterli zamanım yok buraya bir şey inşa etmeye !..Ben
burada oturuyorum gece-gündüz, güneşin altında, karın altında, hiç
yerimi değiştirmeden... Ve mutluyum çünkü hiç zamanım yok bir ev için
bir taş bir taş üstüne koymaya...” der.
Sonra
Hazret-i İsa şöyle buyurur: “Oh, budur.. bu gerçek olanlardan biri,
çalışıyor ve elinden geldiği kadar kendi Rabbini kendinle memnun etmeye
çalışıyor!”
Bu çok
önemli hedef insanlar için, kendi Rabb'lerini kendilerinden memnun
yapmaya çalışmak.
Yalnız
insanlar kaçıyor.. ve kendileri memnun olmayı diliyorlar! Eğer birileri
kendi Rabb'lerini memnun etmekten kaçarlarsa, hiç bir zaman ömürlerin
boyunca hoşnut olamıyacaklardır!
Bu İlahi
Hüküm: “Kim Beni memnun etmeye çalışırsa, onunla memnun olurum, bu kulu
ömrünün boyunca mutlu ve hoşnut kılarım! Kim Bana memnuniyet verirse,
Ben o kula her zaman hoşnut olmasını nasip ederim.
Bu hiç
değişmiyen denge, bilinmesi gereken, üstünde çalışılması gereken!
“Ohh,” der
Hazret-i İsa ve aynı böyle yapar... “Sen diyorsun, Ya Rabbimin kulu,
diyorsun ki yanlız 700 sene yaşayacaksın ve bir basit kulübe bile
yapmaya bakmıyorsun...
Şaşıp
düşünüyorum, Ahir Zaman yaklaşır, Yüce Allah Peygamberlerin mührünü,
Seyyidina Muhammed sallalahu aleyhi ve sellemi gönderirse, onun
ümmetinde yaşlar 60 veya 70’i çok fazla geçmeyecek. Çok az kişiler
kalkınıp Nemrut'un yaptığı gibi, öyle bir binalar inşa edecekler ki,
kule gibi binalar yapmaya çalışacaklar.” Subhanallah!
2000 sene
önceki haberler geliyor, bana böyle bir ilim olarak ulaşıyor...
Subhanallah! - Hayret etmiş olarak Hazreti İsa buyurur: “Sen böyle
diyorsun ve Peygamberlerin mührünün (s.a.v.s.) ümmetinin ömürleri 60 ile
70 sene arasında olacak. Sen ne yapardın eğer senin ömrün 60 ile 70 sene
olsaydı?”
“Ya Hazreti
İsa! Ya Hazreti İsa! Bu zaman içinde ben ‘Allahu ekber’ deyip kafamı
koyar, İlahi Huzurda O'nun sonsuz Şerefi için eğilirdim, bir secde
yapardım ve öyle Ölüm Meleği gelip ruhumu alana kadar kalırdım! Başka
hiç bir şey yapmazdım!! Yalnız bir secde ve bir eğilmede biterdim!”
Böyleleri Mahşer Günü gelince secde halinde olacaklar! Subhanallah!
Şimdi insanlar ne yapıyor? Çok doyumsuzlar. Rabblerine çok kısa zaman
bile vermeye, eğilip Onun için bir secde yapmaya doyumsuzlar!
Nedir sizin
görüşünüz veya düşünceniz? Ne diyebilirsiniz? Nasıl bir büyük olay ile
karşı karşıya kalacak 21inci yüz yıllın insanları? Ne söyliyorsunuz??!...
Yalnız bela! Yalnz bela! Yalnız bela.. ta ki, Şeytanı bırakıp geri
dönünceye kadar!.. Sonra gelir hayırlar...
Ey insanlar,
kendinize hakim olun! Rabbinizin Haklarını vakitlerinde verin! Kimseden
korkmayın! İbadetlerinizi yapın ve kulluğunuzu mümkün olduğu kadar
tamamlayın ki, kendinizi Rabbinizin İlahi koruması altında bulun! Hiç
bir şey size dokunamaz! Hiç bir şey size ne burada ne de Ahirette zarar
verebilir!
Peygamberlerin Mührünün şerefine.. söyle:
Estağfirullah! Estağfirullah!
Tübna ve
recâna ileyke, ya Rabbena!
Bi hürmeti
men enzeltehu ‘aleyhi Suretu l-Fatiha.
el-Fatiha

9 Eylül 2007
http://www.naksibendi.net/sohbetler/Sultanin-kullari-nurlu-olmali.html
|