Hocası Ârif-i Rîvegerî'den
icâzet alıp, insanları doğru yola irşâd ile vazifelendirilince, vaktin
gereği sesli zikre başladı. Sesli zikre ilk başlaması, hocası Hâce
Ârif-i Rîvegerî'nin vefât hastalığı sırasında, Rîveger tepesi üzerinde
olmuştu. Hâce Ârif bu zaman; "Şimdi vaktidir." buyurdu. Bu sözünü,
kabûlüne işâret tutmuşlardır. Hâce Ârif Rîvegerî'nin vefâtından sonra,
Kale Kapısı önündeki mescidde sesli zikre devâm eyledi. Vaktinin büyük
âlimlerinden Hâce Muhammed Pârisâ'nın dedelerinden Mevlânâ Hâfızuddîn,
âlimlerin üstâdı Şemsüleimme Hulvânî'nin işâreti ile, Buhârâ'da, o
zamanın en büyük imâm ve âlimlerinin huzûrunda, Hâce Mahmûd'a; "Siz
hangi niyetle cehrî (sesli) zikr ile meşgûl oluyorsunuz?" diye sordu.
Cevâbında; "Uyuyanları uyandırmak, gâfillere işittirmek ve insanları
dînin ana caddesi ve doğru yolu üzerinde yürütmek, hakîkate teşvîk
etmek, böylece insanların, bütün iyiliklerin anahtarı, her saâdetin
esâsı olan tövbeye ve bir büyüğe bağlanmalarına sebeb olmak istiyorum."
buyurdu. Bunu duyunca, Mevlânâ Hâfızuddîn ona; "Niyetiniz böyle dürüst
olunca, böyle zikr etmeniz helâl olur." dedi. Ve hakîkatın mecâzdan
ayrılma hudûdunun olması için, sesli zikrin sınırını (şartını) ricâ
etti. Bunun üzerine Mahmûd-i İncirfagnevî şöyle buyurdu: "Sesli zikri
ancak, dili yalandan ve gıybetten, boğazı, mîdesi haram ve şüpheliden
temiz, kalbi riyâdan ve gösterişten uzak, sırrı Rabbinden başka her şeye
teveccühden münezzeh olan yapabilir." buyurdu.
Bir gün Hâce Ali Râmitenî,
Hâce Mahmûd-i İncirfagnevî'nin bağlıları ile Râmiten sahrâsında zikr ile
meşgûl iken, havada uçan büyük beyaz bir kuş gördüler. Onların
başlarının üzerine gelince, açık bir dille; "Ey Ali, kâmil er ol! Sözüne
bağlı kal, yapıştığın eteğe sımsıkı sarıl, ahdini bozma!" sözlerini
söyledi. Bu kuşu görmek, söylediklerini duymakla, arkadaşlarını bir hâl
kapladı, kendilerinden geçtiler. Kendilerine geldiklerinde, kuştan ve
konuşmasından sordular. Ali Râmitenî; "O, HâceMahmûd-i İncirfagnevî idi.
Allahü teâlâ ona bu kerâmeti ihsân eyledi. Velîlik yolundaki çok yüksek
makâmında, binlerce söz ve kelâm ile dâimâ uçmaktadır. Şimdi Hâce Dıhkân
hazretleri hastadır, son anlarını yaşamaktadır. Onu ziyârete, yoklamağa
gidiyor. Çünkü o, Allahü teâlâdan son nefeste, kendisine yardımcı olması
için evliyâsından birini göndermesini istemişti. Hâce Mahmûd, bu sebeble
onun yanına gidiyor." buyurdu.