TASAVVUFA  DAİR   ...

Tasavvuf Portalı

Digital Âsitane  {Buradasınız}

Digital Mürşid

Digital Murabıt

Digital  Sufi

Digital Ziyaret

Digital Sanat

Tasavvuf  Literatürü

 

 

Tasavvuf Portalı Haritası

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

23/08/07

Tasavvuf & Sufiler  âsitanesi tasavvuf.info adresinde yayında...

EHL-i BEYT-i RASULULLAH

Hz. Muhammed’in âbasının altına alarak: "Bunlar benim Ehl-i Beytim'dir; Allah'ım, bunlardan her türlü kusuru uzaklaştır ve bunları tertemiz kıl!"duasını ettiği Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan  ve Hz. Hüseyin'den ibaret olan dört kişiden oluşan insan grubudur. "Âl-i Âba" olarak da anılmışlardır.

Mübadele Olayı’nda;"Gelin çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım ve sonra beddua edip yalvaralım da Allah’ın lanetini yalancıların üzerine okuyalım." ayeti gelince Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i yanına çağırmış ve şu şekilde dua etmiştir: "Ey Allah’ım! Bunlar benim Ehlimdir."

Yeryüzündeki iki büyük müslüman gelenek olarak, Ehl-i Sünnet ve Şia, genel olarak ehl-i beytin kudsiyeti konusunda ve ehl-i beyt-i Rasulullah  hakkında olumlu bir  fikir birliği içerisindedirler; fakat siyasi nedenlerle  zaman içerisinde ehl-i beyt etrafında farklı değerlendirmeler gündeme getirilmiştir.

HZ. ALİ  BİN  EBÛ TÂLİB

[ R. A. ]

Künyesi

bulletEbu Hasan (Hasan'ın Babası)
bulletEbu Turab (Toprağın babası)

Lâkabları

bulletKur'an-ı Natık (konuşan Kuran)
bulletHaydar
bulletMurteza
bulletŞah-ı Velayet
bulletEsedullah (Allah'ın Arslanı)
bulletŞah-ı Merdan
bulletŞir-i Yezdan
bulletSeyfullah

Hayatı

bulletDoğumu: 599 - Ölümü: 661


Rasulullah'ın amcasının oğlu, damadı, dördüncü İslam  halifesi ve aşere-i mübeşşeredendir. İsna-aşeriyye kabulüne göre Oniki İmam'ın ilkidir. Kureyş Kabilesi'nin Haşimoğulları (Haşimiler) oymağına mensuptur. Babası Ebû Talib, annesi Kureyş'ten Fâtıma binti Esed, dedesi Abdulmuttalib'tir. M.S. 599 yılında Mekke'de Fil Yılı'nın 30. yılının on üçüncü günü, bazı rivayetlere göre Zilhicce ayının yedinci günü doğdu. Kabe’de dünyaya geldiği ve kendisine "Ali" isminin Rasulullah tarafından verildiği rivayet edilir.

Hz. Ali, İslâm'ın günümüze kadar gelmesinde  pay sahibi  olan önde gelen sahabelerdendir.

 

Hz. Fatımatü'z-Zehra

[ R.A. ]

Fatımeh Ez-Zehra veya Fatıma'tüz-Zehra  olarak bilinir. Fatıma'tüz-Zehra İslam Peygamberi Hz. Muhammed ve Hz. Muhammed'in ilk eşi Hz. Hatıce'nin kızı ve seyyidlerin anasıdır. Arabistan'ın kuzeybatısında Mekke'de 614 veya 606 yılında doğmuş ve Medine'de Rasulullah (s.a.v.)in vefatından 6 ay sonra 632 yılında ölmüştür. 624 yılında babasının amcası Ebu Talib'in oğlu Ali ile evlenmiştir. Eşi Hz. Ali, Hz. Muhammed'in sağlığında yardımcısı, daha sonra da 4. halife olarak müslümanların lideri olmuştur.

Hz. Fatıma'nın Hz. Ali'den 3 oğlu (Hz. Hasan ibn Ali ve Hz. Hüseyin ibn Ali, Muhsin) ve 2 kızı (Ümmü Gülsüm binti Ali ve Zeyneb binti Ali) olmuştur.

***

Hz. Hasan  BİN  Alİ   BİN  Ebu Talİb

[ R.A. ]

Künyesi: Ebû Muhammed

Lakapları:

bulletMücteba (zeki, seçilmiş)
bulletSıbt-i Ekber

Hayatı: Doğumu:624 – Vefatı:669

Hz. Ali bin Ebu Talib ve Hz. Fatımatü'z-Zehra’nın büyük oğulları ve Hz.Muhammed’in ilk torunudur.  Hz. Peygamber (s.a.v)'in ehl-i beyt’inden olduğu konusunda ittifak vardır. Babası ile otuz yedi yıl, dedesi ile ise sekiz yıl birlikte yaşamıştır.

Doğumu  

Hz. Hasan hicret’ten üç yıl sonra, miladi 624’de doğmuştur.

Hz.Hasan, Hz.Muhammed’in ilk torunudur ve ismini dedesi koymuştur. "Hasan" kelimesi , arabçada güzel, yakışıklı anlamına gelmektedir.

Hz.Muhammed'le Olan İlişkileri

Hz.Hasan ve kardeşi Hz.Hüseyin dedeleri Hz. Muhammed tarafından çok seviliyorlardı; bu iddiayı destekleyen "Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir." benzeri onlarca hadis bulmak mümkündür.

Halifeliği ve Hz. Muaviye ile Çatışma

Hz. Ali Kufe’de öldürüldükten sonra, Hz. Ali taraftarları Hz. Hasan’a biat ettiler. Bu yemini, Ali’le halifelik için çatışan ve savaşan Muaviye kendi otoritesine bir tehdit olarak algıladı. Muaviye derhal Suriye, Filistin ve Lübnan’daki ordu komutanlarına savaş hazırlıklarına başlamaları için talimat verdi, diğer yandan da genç varis Hasan ile anlaşmayı denedi, daha doğrusu Hasan’a halifelik iddiasından vazgeçmesini bildiren bir mektup gönderdi ve eğer vazgeçmezse, istemediği sonuçların doğacağını ve müslümanların öleceğini bildirdi. Aslında Hz. Muaviye için en iyisi Hz. Hasan’ın halifelik hakkından vazgeçmesi olacaktı, çünkü Muaviye orduları Hz. Hasan’ı savaş meydanında öldürüp tüm güç Hz. Muaviye’nin elinde toplansa bile, Hz. Muaviye’nin halife olabilirliği tartışılmaya devam edecekti.

Hz. Hasan hakkından vazgeçmedi ve antlaşma sağlanamadı. Kimi kaynaklara göre altmış bin olduğu iddia edilen Hz. Muaviye'nin ordusu Hz. Hasan’ı mağlup edip öldürmek için yürüyüşe geçti. Diğer yandan Hz. Hasan’ın ordusu da kurulmuş ve savaşmaya hazırdı. Müslümanların iki ordusu Sabat yakınlarında karşılaştılar.

Hz. Hasan savaş başlamadan önce Hz. Muaviye askerlerine konuşma yaparak onlara yanlış yönde olduklarını ve Hz. Muaviye’yi haksız görüyorlarsa O'nun tarafında bulunmamaları gerektiğini Hz. Muhammed’den ve Kur'an’dan örnekler vererek bildirdi. Hz. Hasan’ın teslim olacağını sanan bir kısım birlikler, Hz. Hasan’a asi oldular ve O'na saldırdılar. Hz. Hasan yaralandıysa da, yakın korumaları bu saldırıyı püskürtmeyi başardı. Ayrıca Hz. Hasan’ın komutanlarından Ubeydullah, Hz. Muaviye tarafına geçti.

İki ordu birkaç sonuç getirmeyen çarpışma yaşadı. Muaviye üstün gelemeyeceğini, üstün gelse bile bir çok adamını kaybedeceğini anladı ve iki kureyş’li adamı Hz. Hasan ve takipçileriyle anlaşsınlar diye görevlendirdi. Hz. Hasan yaralanmıştı, ve ordusunun içinde meydana gelen başıbozukluk yüzünden ordusuna pek güvenemiyordu. Sonunda Hz. Hasan ve Hz. Muaviye bir yerde bir araya geldiler ve anlaştılar. Sünni ekole göre Hz. Hasan; Kur'an’a ve sünnete uyması, şura kararlarına göre hareket etmesi ve Hz. Hasan yandaşlarından intikam almaması şartlarını öne sürdü. Şii ekole göre ise Hz. Hasan ayrıca; Hz.Muaviye’nin ölmesinden sonra halifeliğin tekrar kendisine, eğer kendisi hayatta değil ise kardeşi Hz. Hüseyin’e geçmesi şartını öne sürmüştü. Hz. Muaviye Hz. Hasan'ın bütün şartlarını kabul etti.

Antlaşmadan sonra Hz. Muaviye, biat almak üzere Kufe’ye gitti. Orada Hz. Muaviye halka hitap ettikten sonra minbere Hz. Hasan çıktı ve şöyle dedi;

"Ey Irak halkı! Benim gönlüm sizden soğudu. Babam Hz. Ali’nin sağlığında bunca muhalefetler ettiniz, bir gün O'nu gamsız bırakmadınız. Nihayet babamı öldürdünüz. Bana da bunca zahmet verdiniz; üzerime hücum eylediniz; beni yaraladınız. Henüz yaram iyileşmedi. Malımı yağmaladınız. Ey Irak halkı! Eğer siz ehl-i beyt-i Rasulullah'a eza kıldınızsa da Allah hıyanette bizimle sizin aranızda hakim ve kafidir. Şu halde ben Hz. Muaviye’ye biat ettim. Sizin biatınızdan bizar oldum."

Muaviye, antlaşmayı daha ilk günden tanımadığını İslam devletinin başkentinde ilan etmiş ve barış şartlarına uyulmadığından bozulmuştur. Hz. Hasan, ümmetin vefasızlığı karşısında öfkesini içine gömerek Kufe’den Medine’ye gitmiş ve köşesine çekilerek, babası Hz. Ali’nin yaptığı gibi insanların eğitimi ile uğraşmıştır.

Son Yılları ve Öldürülmesi

Hz. Muaviye hilafetinin onuncu yılında, Hz. Hasan’ın varlığından iyice rahatsız olmuş ve Hz. Hasan’ı öldürme fikirlerine kapılmıştır, diğer yandan da hilafeti oğlu Yezid’e bırakmanın yollarını aramaktadır ve gizliden oğlu için biat almaya başlamıştır. Muaviye bir yandan da, Hz. Hasan’ın karısı olan Eş’as bin Kays kızı Cude’ye, kocasını zehirlediği takdirde onu yakında halife olacak oğlu Yezid’le evlendireceğini söylemiş ve bu haberle birlikte yüz bin dirhem göndermiştir. Cude, babası Eşas’ın da kendisini yönlendirmesiyle, Hz. Hasan’ı zehirlemiştir. Hz. Hasan (R.A.) bu zehirlemenin karşısında kırk gün ağır bir şekilde hasta yattı. Hz. Hasan, babasının vefatından on yıl sonra hicretin ellinci yılında Safer ayında, kendisine verilen  zehirin etkisiyle şehid olmuştur.

Defnedilmesi

Hz. Hasan, kardeşi ve vasisi Hz. Hüseyin tarafından gusül verilip, kefenlenmiş ve isteği üzerine dedesi Hz. Muhammed’in yanına gömülmek üzere cenazesi yola çıkarılmıştır. Bunu haber alan Hz. Muaviye tarafından atanmış Medine yöneticileri askerleriyle, cenazeyi oklayarak, Hz. Hasan’ın dedesi yanına gömülmesine izin vermemişlerdir. Taraftarları Hz. Hasan’ı Cennetü'l-Baki kabristanında annesi Hz. Fatıma'nın kabri civarında defnetmişlerdir. Rahmetullahi aleyh.

Hz. Hüseyin bİn Alİ bİn Ebu Talİb

Hz. Ali bin Ebu Talib ile Hz. Fatıma'nın oğlu; İslam peygamberi Muhammed (s.a.v.)'in yaşayan ikinci erkek torunudur. Siyasî bir fikir ayrılığı sebebiyle Kerbela'da ailesinden birçok kişiyle birlikte Dicle nehri kenarında olmalarına rağmen bir damla bile su içmelerine fırsat verilmeyerek şehid edilmiştir. Rahmetullahi aleyh.

Hz. Hüseyin'in acıklı hayat hikayesi ve Kerbela Hadisesi

WEBSİTE İÇERİĞİ

 
bullet Tasavvuf Âsitanesi
bulletTasavvuf Önderleri ve Meşayih
bulletDigital Ziyaretgah

 

 EDİTÖR NOTLARI

"Her dem yeniden doğarız..." diyen ustamız Yunus'un sözlerine uygun olarak yeniden ve yepyeni bir tarz ile huzurunuzdayız.

İlk editörial notumuzda "İslam'ı yaşama sanatı" olarak tanımladığımız tasavvuf konulu bu websitesinin hayrlara vesile olacağına inancı ile yeniden "merhaba".

Devamı için tıklayınız....

Linkler

Yazışma Grubu & Forum

Görüş ve Öneriler

Tasavvuf & Sufiler ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi bize iletiniz:

tasavvufvesufiler@yahoo.com

 

Tasavvuf & Sufiler web grubunun interaktif alanları
bullet tasavvufvesufiler@yahoogroups.com
bulletTasavvuf & Sufiler Forumu

Ana SayfaEditördenSunum  | YeniliklerÖneriler | Site HaritasıLinkler

 

Başsayfaya Dönüş

 

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 23/08/07